<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Popüler Tarih</title>
	<atom:link href="http://populertarih.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://populertarih.wordpress.com</link>
	<description>Tarihten ders alırsak tekerrür etmez!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 06 Jul 2011 13:24:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='populertarih.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Popüler Tarih</title>
		<link>http://populertarih.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://populertarih.wordpress.com/osd.xml" title="Popüler Tarih" />
	<atom:link rel='hub' href='http://populertarih.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Mühür ve Mühr-i Hümayun</title>
		<link>http://populertarih.wordpress.com/2010/07/12/muhur-ve-muhr-i%c2%a0humayun/</link>
		<comments>http://populertarih.wordpress.com/2010/07/12/muhur-ve-muhr-i%c2%a0humayun/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 22:54:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okans</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[mühür]]></category>
		<category><![CDATA[Mühür kimdeyse Süleyman odur"]]></category>
		<category><![CDATA[Mühür kimdeyse Süleyman odur" sözü nereden gelir?]]></category>
		<category><![CDATA[mührü Süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[mühre]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı'da mühür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://populertarih.wordpress.com/?p=96</guid>
		<description><![CDATA[Eski devirlerde imza yerine kullanılan ve basıldığı vakit düz çıkması için üzerine ters olarak isim unvan ve tarih kazınmış küçük alete mühür denir. Mühr, süs boncuğu demek olan mühre kelimesinden alınmıştır. Çünkü genellikle akik, yeşim, necef gibi kıymetli taşlardan veya altın, gümüş, pirinç, bakır ve kurşun gibi madenlerden yapılırdı. Küçük bir sahaya üç beş kelime [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=populertarih.wordpress.com&amp;blog=8113733&amp;post=96&amp;subd=populertarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eski devirlerde imza yerine kullanılan ve basıldığı vakit düz çıkması için üzerine ters olarak isim unvan ve tarih kazınmış küçük alete mühür denir.</p>
<p>Mühr, süs boncuğu demek olan mühre kelimesinden alınmıştır. Çünkü genellikle akik, yeşim, necef gibi kıymetli taşlardan veya altın, gümüş, pirinç, bakır ve kurşun gibi madenlerden yapılırdı. Küçük bir sahaya üç beş kelime ustaca sığdırılması; bir de zarif kulp takılması, gerçekten büyük bir maharetti.</p>
<p>Osmanlılarda mühür kullanımı halk ile eşraf hatta ulema ile devlet adamları arasında pek yaygındı. Bu sebeple mühür kazıma ve mühürdeki ismin hattatlarca yazılmasındaki sana zevki oldukça ilerlemişti. Fevkalade istifli,  zaman zaman dini tasavvufi ve edebi değeri yüksek ibareler mühürcülüğün bir sanat dalı olarak var olmasını sağlamıştır.</p>
<p><img class="alignleft" title="Mühr-ü süleyman" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Muhrusuleyman-150x150.jpg" alt="Mührüsüleyman" width="150" height="150" /></p>
<p>Tarihte mühür kullanmayan hükümdar yok gibidir. Hele Süleyman’ın (mührü Süleyman) denilen mührü meşhurdur ki bu gün İsrail bayrağını teşkil eder.  Hazret-i Muhammed’in mührü ise yüzüğü üzerinde ve akik taşından idi. Hazreti Osman’a kadar halifeler tarafından da kullanıldı.</p>
<p>Vaktiyle mühür basılmamış vesika, itibar görmezdi. Padişahın, vekil-mutlâkı sıfatıyla sadrazama verdiği mühr-i hümâyûn üstünde kendi tuğrası kazılıdır. Yüzük şekline getirilmiş bir diğer mühürü de padişah kendisi taşırdı. Mühür vermek sadrazam yapmak olduğu gibi; mührü geri istemek de sadrazamlıktan azil manasına gelirdi. Bu iş için başyaver ve saray nâzırı  mesabesindeki kapıcılar kethüdası vazifelendirilirdi. XVII. asırdan itibaren, padişahlar sadrazamlığa getirilenleri saraya çağırtarak mührü bizzat vermeye başladılar.</p>
<p>Mühr-i hümayundan ayrılmak, sadrazamlıktan da ayrılmak manasına geldiğinden, sadrazamlar bunu yanlarından ayırmazlardı. Hatta Sultan Aziz devri sadrazamlarından Âli Paşa’nın hamama bile mühr-i hümayunla girdiği anlatılır.</p>
<p>Eski mühürler üzerinde çok sayıda kelime bulundurmalarına ve büyük olmalarına karşılık, 19 asırda uzun ifadelerden vazgeçilmiş yalnızca isimler kazınmaya başlanmış bu sebeple mühürlerin ebadı küçülmüştür.</p>
<p>Mühürlerin gördükleri önemli bir başka vazife de metinde yer alan tarihi vaka ve şahsiyetle, mühür basılan ve içerisinde tarihi belirlenemeyen resmi ve şahsi evrakın tarihlenmesinde aydınlatıcı unsur olmasıdır.</p>
<p><a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/07/tura.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-97" title="tura" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/07/tura.jpg?w=300&#038;h=300" alt="" width="300" height="300" /></a>Çok kimse padişahın mührü deyince tuğrasını anlıyor. Binaenaleyh padişah mühürleri, bazen tuğra şeklinde kazınmıştır (hakkedilmiştir).  Ancak padişahın tuğrası başkadır; mührü başkadır. Tuğra, padişah tarafından yazılan resmî yazılar üzerine bizzat padişah değil, nişancı denilen yüksek bürokrat tarafından çekilirdi. Bu, yazıdaki muamelenin padişahın tasarrufu olduğunu gösterirdi. Osmanlı Devleti’nde kanunlar, kararlar, tayinler, aziller, arazi tahsisleri ve saire hep üstüne padişahın tuğrası çekilmiş ferman, hüküm, berat gibi vesikalar ile yürürlüğe girerdi.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/populertarih.wordpress.com/96/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/populertarih.wordpress.com/96/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/populertarih.wordpress.com/96/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/populertarih.wordpress.com/96/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/populertarih.wordpress.com/96/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/populertarih.wordpress.com/96/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/populertarih.wordpress.com/96/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/populertarih.wordpress.com/96/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/populertarih.wordpress.com/96/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/populertarih.wordpress.com/96/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/populertarih.wordpress.com/96/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/populertarih.wordpress.com/96/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/populertarih.wordpress.com/96/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/populertarih.wordpress.com/96/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=populertarih.wordpress.com&amp;blog=8113733&amp;post=96&amp;subd=populertarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://populertarih.wordpress.com/2010/07/12/muhur-ve-muhr-i%c2%a0humayun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f54e041850472eeb2843637ea619d5ce?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">okans</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2009/08/Muhrusuleyman-150x150.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Mühr-ü süleyman</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/07/tura.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">tura</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Popüler Tarih Döküman Sayfası</title>
		<link>http://populertarih.wordpress.com/2010/07/11/populer-tarih-dokuman-sayfasi/</link>
		<comments>http://populertarih.wordpress.com/2010/07/11/populer-tarih-dokuman-sayfasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Jul 2010 12:36:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okans</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[e-kitap]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://populertarih.wordpress.com/?p=90</guid>
		<description><![CDATA[Müjde!!! Popüler Tarih&#8217;te artık tüm okuyucularımızın faydalanabilecekleri bir döküman indirme sayfası var. Artık okuyucularımız bu bölümden yayınladığımız makale, kitap ve dergileri indirebileceklerdir.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=populertarih.wordpress.com&amp;blog=8113733&amp;post=90&amp;subd=populertarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Müjde!!!</p>
<p>Popüler Tarih&#8217;te artık tüm okuyucularımızın faydalanabilecekleri bir döküman indirme sayfası var.</p>
<p>Artık okuyucularımız bu bölümden yayınladığımız makale, kitap ve dergileri indirebileceklerdir.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/populertarih.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/populertarih.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/populertarih.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/populertarih.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/populertarih.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/populertarih.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/populertarih.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/populertarih.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/populertarih.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/populertarih.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/populertarih.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/populertarih.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/populertarih.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/populertarih.wordpress.com/90/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=populertarih.wordpress.com&amp;blog=8113733&amp;post=90&amp;subd=populertarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://populertarih.wordpress.com/2010/07/11/populer-tarih-dokuman-sayfasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f54e041850472eeb2843637ea619d5ce?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">okans</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Devletini Cihân Devleti Yapan Kurum: Mekteb-i Enderun</title>
		<link>http://populertarih.wordpress.com/2010/06/25/osmanli-devletini-cihan-devleti-yapan-kurum-mekteb-i-enderun/</link>
		<comments>http://populertarih.wordpress.com/2010/06/25/osmanli-devletini-cihan-devleti-yapan-kurum-mekteb-i-enderun/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2010 21:44:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okans</dc:creator>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Babüssaade]]></category>
		<category><![CDATA[Devşirme]]></category>
		<category><![CDATA[Enderun]]></category>
		<category><![CDATA[Mekteb-i Enderun]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[sadrazam okulu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://populertarih.wordpress.com/?p=74</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı sarayı Birun, Enderun ve Harem olmak üzere üç bölümden meydana geliyordu. Ve Enderun; Harem ile beraber Harem–i Hümâyûn içerisindeydi . Osmanlı tarihçisi Halil İnalcık&#8217;ın söylediği gibi Enderun, Osmanlı devletinin erkek yöneticilerinin yetiştiği üst düzey bir okuldur. Yeni Bir Kültür Çevresinin Mensubu: Devşirme Osmanlı devlet geleneğinin oluşmasındaki en köklü kurum, şüphesiz Enderun’dur. Farsça bir kelime [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=populertarih.wordpress.com&amp;blog=8113733&amp;post=74&amp;subd=populertarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000;"><strong>Osmanlı sarayı Birun, Enderun ve Harem olmak üzere üç bölümden meydana geliyordu. Ve Enderun; Harem ile beraber Harem–i Hümâyûn içerisindeydi . Osmanlı tarihçisi Halil İnalcık&#8217;ın söylediği gibi Enderun, Osmanlı devletinin erkek yöneticilerinin yetiştiği üst düzey bir okuldur.</strong></span></p>
<p><strong><strong>Yeni Bir Kültür Çevresinin Mensubu: Devşirme</strong></strong></p>
<p><span style="color:#000000;"><a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/enderun-ogrencileri.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-77" title="enderun-ogrencileri" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/enderun-ogrencileri.jpg?w=280&#038;h=300" alt="" width="280" height="300" /></a>Osmanlı devlet geleneğinin oluşmasındaki en köklü kurum, şüphesiz Enderun’dur. Farsça bir kelime olan Enderun, “iç kısım” anlamına gelmektedir. Enderun’un kadınlara yönelik olan muadil eğitim alanı ise Harem’dir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Slav dillerinden başlayıp da Yunanca ve Arnavutça konuşulan bölgelerden gelen insanların, bir sarayın dili, üslubu ve icraatı çevresinde kenetlendiği ve bir araya geldiği merkez Enderun’dur. Burada yetişen kişinin, eski dili, dini ve kabilesi ile olan bağlantısı zamanla mesafelenir. Çünkü o, artık yeni bir kültür çevresinin mensubu olma yolundadır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Enderun’a alınan çocuklar, Osmanlı’ya özgü bir sistem olan “devşirme” denilen bir yöntem ile seçilir ve istihdam edilir. Ancak bu ergenlik dönemi gençler, Enderun’a kabul edilmeden önce alt bir eğitim safhasından geçmeleri gerekirdi.<br />
Hıristiyan aile çocukları içinden seçilen bu çocuklar, saray okuluna girmeden önce, Müslüman Türk ailelerinin himayesinde Türkçe’yi, İslâm inanç ilkeleriyle âdâp ve muaşerete yönelik uygulamaları öğrenirler. Akabinde Edirne, Galatasaray, İbrahim Paşa saraylarında bedenî ve ruhî yeteneklerini ilerletecek dersler ve usulleri ikmâl ederlerdi. Acemi oğlanları, eğitim ve öğretim sonucunda “çıkma” ismiyle ayrılarak değişik yerlerdeki askerî birliklere gönderilirler; üstün kabiliyetli gençler ise yüksek derecede bir eğitimi alması amacıyla Enderun’a kabul edilirlerdi.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Osmanlı yönetim anlayışında, devşirme denilen usul, sistemli bir geleneğin işaretlerini verir. Devşirmeyi gerçekleştiren en önemli şahıs devşirme emini, bu seçimi yaparken, tek çocuklu ailelerin ve tek oğlan çocuğu olan ailelerin mensuplarını devşirmez. Hatta devşirme için, köy ahâlisinin rızasının alınması toplumsal bir sözleşmenin dumura uğramaması için bir zorunluluktur.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Devşirmenin gerçekleştirildiği bazı bölgeler, son derece fakir ve gelecekleri için çok iyi fırsatların gözükmediği köyler olabiliyordu. Kafkasya, Arnavutluk veya İşkodra’nın dağlık coğrafyasından gelen çocukların yeterli beslenme, eğitim ve iş bulma imkânları çok güç bir durumdu. Böyle bölgelerde yaşayan aileler, çocuklarının istikbalinin kurtulması için devşirme eminini beklerlerdi.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Gönüllülük esasına dayanan devşirme, ailelerin onayı ve rızasıyla gerçekleşir. Asla çocuklar ailelerinden zorla kopartılma yoluna gidilmezdi. Devşirilen çocukların bir kısmı yeniçeri neferi olabildiği gibi, bazıları da Sokullu Mehmet Paşa ve Mahmut Paşa gibi devletin yönetiminde söz sahibi olan başvezir olabilmekteydi.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Ulema ve özellikle çok yetenekli olan devşirme eminleri, devşirme için izin istedikleri aileleri “Çocuğunuzu verin. Müslüman olsun, bu sizin için de iyidir, bizim için de iyidir” diyerek ikna ederler. Meselâ devşirilmeden önce, Sokullu Mehmet Paşa, çok meşhur ve bilgili Hıristiyan bir ruhbanın çocuğudur, ancak sonraları çok iyi bir Müslüman olmuştur. Sistemin en dikkat çeken yönü de buradadır.</span></p>
<h3><span style="color:#3366ff;"><strong>Her Türlü Eğitimin Verildiği Mektep</strong></span></h3>
<p><span style="color:#000000;">İçinde sınıf bulunan bir mektep gibi olmayan Enderun’da, çocuklar, bir tür hizmet içi eğitim alırlar, koğuştan koğuşa konumlarından terfi ederek mertebe kaydederler. Vasıf ve kabiliyetleri geliştikçe, padişaha daha yakın hizmetlere yükselirler. Sözlü ve yüz yüze bir eğitim alınan Enderun’da, spor, resim, hüsn-i hat ve edebiyat gibi yetenek geliştirici sahalarda nitelikli dersler verilirdi.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bir hayat tarzı olan devşirme usûlü sayesinde, alınan çocuklar Türkçe öğrenirler. Enderun’a kabul edilmeyenler bile, İstanbul civarındaki köylerdeki köylülerin yanına geçici bir süre için verilirlerdi. Balkan dil ve kültürüyle belirli yaşlara gelen çocuklar, bir müddet sonra, Osmanlı lisanına ve yaşam biçimine aşina bir hale gelirlerdi. Yeniçeri adayı da olan bu çocuklar için, Türkçe öğrenmek ve din bilgisi almak önemlidir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Devşirildikten sonra beden ve zeka bakımından kabiliyet ve yeteneklerinde gelişme olan çocuklar, yüksek derecedeki bir eğitim için Enderun’a gönderilirler. Diğerleri ise, çeşitli askerî sahalara dağıtılırdı. Endurun’a alınan devşirme çocuklar, çetin bir hayatın yaşandığı bu saray okulun’da, Osmanlı kültürü ve İslâmiyet konusunda yetkin ve donanımlı hocalar tarafından yetiştirilirlerdi.</span></p>
<h3><span style="color:#3366ff;"><strong>Enderun’da Eğitim</strong></span></h3>
<p><span style="color:#000000;"><a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/enderun1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-78" title="enderun1" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/enderun1.jpg?w=198&#038;h=179" alt="" width="198" height="179" /></a>Enderun, 15. yüzyılda Osmanlı’da medrese dışındaki en ciddi resmî eğitim müessesesidir. Mülkî ve askerî yöneticilerin yetiştirildiği bu okul, Osmanlı bürokrasi için bir kaynaktır. Bu özelliğiyle Enderun, Osmanlı ideoloji ve zihniyetinin öğretilip geliştirildiği bir merkez niteliğini taşımaktadır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">I. Murad’ın Edirne’yi almasından hemen sonra 1363’te kurduğu, I. Murat, Fatih ve II. Bayezıd’in geliştirip mükemmel bir saray üniversitesi haline getirdiği Enderun, 1833’te II. Mahmut tarafından kapatılmıştır. Enderun’da, I. Murat zamanındaki din derslerine, II. Murat şiir, mûsiki, hukuk, mantık, felsefe, coğrafya ve astronomi; Fatih, hat, tezhip ve resim; II. Bayezid de silahşörlük ve okçuluk gibi askerî spor derslerini ilave ettiler.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu saray mektebinin teşekkülündeki ana gaye: “Osmanlı Devleti’ne yetenekli kumandan yetiştirmek ve devamlı büyüyen ülkenin farklı din, dil ve kültürlere mensup kitlelerini idare edecek sağlam yönetici kadroları temin etmekti.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Yüksek seviyede idareci yetiştiren Enderun’a katılmak için, ırk veya kan bağı önemli değildir. Buranın en önemli vasfı olan kültür ve disiplin, temel ilkeler olarak kabul edilmiş ve kadrolar bu anlayış çerçevesinde oluşturulmuştur.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Enderun’daki eğitim sistemi, Büyük ve Küçük Odalar, Doğancı Koğuşu, Seferli Koğuşu, Kiler Koğuşu, Hazine Koğuşu ve Has Oda olmak üzere yedi kademeli bir usûl üzerine bina edilmişti.<br />
Enderun’un ilk iki kademesindeki Küçük ve Büyük Odalara, acemi oğlanları mektebinden başarı gösterenler alınırdı. Bu gençlere İslâm dini ile kültürü, Türkçe, Arapça ve Farsça dersleri verilir; güreş, atlama, koşu, ok çekme gibi sporlar öğretilirdi. Bu odalarda okuyan on beş yaşlarındaki gençler, “dolama” denilen bir çeşit cübbe giydikleri için “dolamalı” ismiyle anılırlardı. Disiplin içerisinde gençleri yetiştirmek için lalalar bulunurdu. 1675 yılında, bu odalar kaldırılmıştır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Enderun’un üçüncü kademesi olan Doğancı Koğuşu, kırk kadar gencin talim ve eğitiminin yapıldığı bir koğuş olup, IV. Mehmet döneminde varlığı sona ermiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Enderun’daki Seferli Koğuşu, 1635’te IV. Murat tarafından oluşturulmuştur. Önceleri Enderun mensuplarının çamaşırlarının yıkanıp düzenlenmesi vazifelerini yerine getirirken, daha sonraları bu koğuştakilerin çalışmaları, sanat alanına yönlendirilmiştir. Buradaki gençlere, musikîşinas, hânende, kemankeş, pehlivan ve berber gibi yetenekler kazandırılmıştır. Seferli Koğuşu’nda yüz civarında genç eğitim görürdü.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Fatih döneminde teşkil edilen Kilerci Koğuşu’nun görevi, padişaha yemek servisi yapmaktı. Yine saray odaları ve mescitlerinin mumlarıyla meşgul olan kimseler, bu koğuşun mensuplarıydı.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Fatih’in kurduğu diğer bir koğuş ise, Hazine Koğuşu’ydu. Buranın idarecisi olan hazinedarbaşı ve hazinekethüdâsı, sarayın en itibarlı görevlilerinin başında gelmekteydi. Barış ve savaş zamanlarında padişahın yanında bulunan bu saray bürokratı, yaklaşık iki bin civarındaki saray sanatkârlarının başı, hazine ve padişaha ait mücevherat ve değerli eşyanın muhafazasından mesuldü. Bu koğuşun sayısı, 150 kişiye kadar ulaşmaktadır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Aynı dönemlere ait bir başka koğuş da, Has Oda’dır. Enderun kademelerinin son halkası olan Has Oda’nın dört meşhur zabiti; has odabaşı, silâhdar, çuhadar ve rikâbdar idi. Padişahın huzuruna, yalnızca has odabaşı çıkabilmekteydi. Sayıları kırkı bulan Has Oda mensupları arasında Hırka-i Saâdet Dairesi’ni temizlemek, eşyasının bakımını yapmak, kandil gecelerinde öd ağacı yakmak, gülsuyu dökmek ve mukaddes emanetleri korumak gibi vazifeler mevcuttu. Hünkâr müezzini, sır kâtibi, sarıkçıbaşı, kahvecibaşı, başçavuş gibi padişah hizmetinde olanlar, Has Oda’daki kimselerden tercih edilirlerdi.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Enderun’da öğrenci olmak, İslâm coğrafyasının farklı bölgelerinden gelenler için büyük bir ayrıcalık olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte saraya yakın çevrelerden de küçük yaşta kabiliyet ve yetenekleri belirginleşmiş çocuklardan Enderun’a kabul edilmiş büyük Osmanlı bestekârları bulunmaktadır. Enderun’da önemli müzik adamlarıyla birlikte, minyatür, nakş, cilt ve hat sanatlarında üstat şahsiyetler de yetişmiştir.</span></p>
<h3><span style="color:#3366ff;"><strong>Enderun’daki Hayat</strong></span></h3>
<p><span style="color:#000000;"><a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/enderun-odasi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-79" title="enderun odası" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/enderun-odasi.jpg?w=308&#038;h=307" alt="" width="308" height="307" /></a>Saray okulunda, gerekli bilgiler vermenin ve maharetler kazandırmanın yanında, padişah hizmetinde bulunmanın anlamı çerçevesinde mutlak bağlılık duyguları öğrencilerde geliştirilmekteydi. Odalardaki disiplin, yatma, kalkma, yemek ve istirahat saatlerinin düzenli uygulanmasıyla kendisini hissettirirdi. Bununla birlikte öğrenciler, boş konuşmalar içerisinde bulunmazlar; aynı zamanda onların dışarı ve aileleriyle ilişkileri sınırlı kalmazdı. Saraydan ayrılıncaya kadar Enderunlular, deyim yerindeyse bir tekke hayatı yaşarlar, kadın yüzü görmezlerdi. Onların yanında gece gündüz hâl-hareketleri gözetleyen ve disiplini sağlayan hadımlar bulunurdu.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Odalardaki erkek çocuklar onar kişilik gruplara ayrılmış olup, her grup yetişkin bir oğlan lala unvanıyla orada bulunanların disiplinini sağlamakla mesuldü. Nitekim oğlanlar, birbirlerine laladaş olarak hitap ederlerdi.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Enderun’daki hayat sabah ezanıyla başlar, gerekiyorsa hamama gidilir. Sabah namazı mutlaka kılınırdı. Yemek sofrasındaki aşırı davranışlar, tekdir veya ele kepçe vurmak şeklinde karşılık bulurdu. Kaba ve kötü konuşmalar, edepsiz hareketler ve sıkı giyim kurallarına aykırı tutum ve davranışlar cezalandırılırdı.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Edep, terbiye ve disiplinin öne çıktığı Enderun’da, bu unsurlar belirli ve önemli amaçları gerçekleştirmeye yönelik olarak belirginleşmiştir. Bununla dindar, kibar ve düzgün konuşan, edebiyata âşina, namuslu, nefsine hâkim, şeref ve onurlu centilmen Osmanlı devlet adamı yetiştirmek hedeflenmiştir.</span></p>
<h3><span style="color:#3366ff;"><strong>Sistemin En Önemli Özelliği: Disiplin</strong></span></h3>
<p><span style="color:#000000;">Medreselerdeki eğitimle farklı yöntemler uygulanmasına karşın Enderun’daki eğitim, belirlenen hedeflere ulaşma bakımından daha başarılı kabul edilir. Zira son dönemlerde medreselere alınan öğrencilerde, ilim erbabının çocuklarına yönelik olarak ortaya çıkan ayrıcalıklı hususlar, Enderun’undaki disiplini, başarı ve yeteneği yücelten hususlara mağlup olmaktadır. Nitekim bu vasfıyla Enderun, imparatorluğun en başarılı kadîm bir kurumu olarak varlığını yüzyıllarca sürdürmüştür. Yüksek seviyede verilen eğitimiyle Enderun, çok sayıdaki Batılı gözlemci ve elçi için büyük takdir ve övgüye konu olmuştur.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Enderunlular kendi aralarındaki sosyal ilişkilerde, asla saygı, edep ve disiplinli olma hallerinden uzak tavır içerisinde bulunmazlar. İkili ilişkilerde öğrenciler birbiriyle “siz” hitabıyla konuşurlar; koğuş zabitleriyle, koğuşun başlarıyla büyük bir saygı ve nezaket içerisinde bulunurlardı.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Disiplin, Enderun için, sistemin en önemli parçasından birisidir. Öğrencinin okula devam ettiği müddetçe her hareketini kontrol etmesi, yani ölçülü olması gerekir. Kusur ve suçlar karşısında, falaka, uykusuz bırakma, yemeği kesme gibi sert cezalar bulunurdu. Böyle bir eğitim sonucunda, oğlanlara sabırlı, meşakkatlere dayanıklı, saygılı, alçak gönüllü gibi erdemler kazandırılırdı. Gençlerin yeteneklerine göre her türlü makama ulaşabileceklerini bilmeleri, onların kurallara olan bağlılıklarını ve çalışma azimlerini güçlendirirdi.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Pirinç ve etin en temel gıda maddeleri olduğu Enderun’da, öğrencilerin aşırı yemek yemelerine fırsat verilmediği gibi, gıdasız kalmamaları için her türlü itina gösterilirdi.</span></p>
<h3><span style="color:#3366ff;"><strong>Kan ve Irk Bağı Yerine Liyakat</strong></span></h3>
<p><span style="color:#000000;">Enderunlu bir öğrenci olmanın imtiyazına, ırkî ve ırsî bağlar gölge düşürmez. Buradaki her genç bilir ki, eğitimde liyakat esastır; başka türlü hiçbir ayrıcalık terfilerde söz konusu değildir. İmparatorluğun dışındaki yabancılar için hep bir merak ve araştırma konusu olan Enderun, Osmanlı yönetim felsefesinin temellerini kavramak açısından bunu hak etmektedir. Nitekim bu özelliği, eğitim tarihinde Enderun’un özgün bir eğitim müessesesi olduğunu göstermektedir.</span></p>
<h3><span style="color:#3366ff;"><strong>Enderun Öğrencisi</strong></span></h3>
<p><span style="color:#000000;">İmparatorluğun en uzak ve mahrumiyet içindeki bölgelerinden gelip de Enderun’da ciddi bir eğitim sonucunda üstün bir sınıf mensubu olan öğrenciler, çevrelerine tesir eden bir devlet imajı haline dönüşmüşlerdir. Resmi törenlerdeki katılımcıları, heybetli fizikleri ve kıyafetleri ile hayran bırakan Enderunlular, kılıç alayı ve Cuma selamlığı gibi merasimlerde hazır bulunurlardı.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Osmanlı sarayının yapısı, Enderun (iç) ve Bîrun (taşra) olarak iki kısımda teşekkül etmiştir. Sarayda, Enderunlular, bir takım imtiyazlara sahip idiler. Örneğin sefer zamanlarında, Enderun mensupları, padişahla beraber olurlar; kendilerine at ve silah verilirdi. Ayrıca Enderunda, padişahın şahsî hizmetlerine de yer verilmiştir. Bu anlamda Enderun, hem padişahın özel hayatının geçtiği bir mekân hem de bir okuldur.</span></p>
<h3><span style="color:#3366ff;"><strong>Mesleklere Vasıflı İnsan Yetiştiren Okul</strong></span></h3>
<p><span style="color:#000000;">Yöneticilik ve askerlikten güzel sanatlara kadar çeşitli eğitimlerin yüksek bir düzeyde verildiği Enderun’da bir de hastane bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bununla Birlikte Ali Ufkî Bey gibi önemli müzisyenlerin çıktığı Enderun, rekorlarıyla tarihe geçen sporcuları, edebiyat ve felsefe sahasında önemli düşünürleri ve Osmanlı’nın en az üç asrında etkili olan mareşalleri, bünyesinden çıkarmıştır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Enderun’da yetişen gençlerin, Osmanlı İmparatorluğu’nun idarî, siyasî ve diplomatik faaliyetlerine şahit olmaları, onların bilgi, görgü ve tecrübelerini arttırıcı bir unsur olarak kabul ediliyordu. Zira Topkapı Sarayı, yüzyıllarca bu icraatların merkezi olmuştur.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Hâsılı, Enderun, imparatorluğun yönetici elit kadrolarını yetiştiren ve hayata hazırlayan bir mektep görevini üstlenmiştir.</span></p>
<h3><span style="color:#3366ff;"><strong>Enderun’un Bozulması ve Kaldırılması</strong></span></h3>
<p><span style="color:#000000;">17. yüzyılda, Enderun’dan yıllar önce icazet alan devletin idari mensuplarının, kendi çocuklarını saray okuluna dahil etmeye çalışmaları, liyakat ve disipline dayalı sistemde boşlukların oluşmasına sebep oldu. Ayrıca bu hususa, eğitim sisteminin kendini zamanın ihtiyaçlarına ve gerçeklerine karşı yenileyememesi de eklenince, Enderun’un eğitim kalitesi iyice geriledi. Devlet kurumlarının zayıflamasına paralel olarak Enderun da güç kaybetmesine rağmen, 19. yüzyıla kadar varlığını sürdürdü. Sonraları, Batı tarzındaki eğitim okullarıyla birlikte Enderun, nitelikli bir Osmanlı müessesesi olarak zamanını tamamladı.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Şu halde, Enderun, tarihimizde erdemi ve yüksek değerleri bilen, uygulayan ve uygulatan ideal bir yönetici modelini inşâ etmiştir. Zamanımızın erdemli, birikimli, tecrübeli, ufku geniş, toplumuyla barışık vasıflı idarecilerini yetiştirmek için yeni Enderun’lara olan ihtiyaç, her daim hissedilmektedir.</span></p>
<p><em>Kaynakça</em></p>
<ul>
<li><em>İlber Ortaylı, Osmanlı Yeniden Keşfetmek, XV. baskı, İstanbul 20006.</em></li>
<li><em>Halil İnalcık, Devlet-i Aliyye Osmanlı İmparatorluğu Klâsik Çağ (1300-1600) IV. baskı, İstanbul 2004.</em></li>
</ul>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/populertarih.wordpress.com/74/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/populertarih.wordpress.com/74/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/populertarih.wordpress.com/74/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/populertarih.wordpress.com/74/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/populertarih.wordpress.com/74/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/populertarih.wordpress.com/74/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/populertarih.wordpress.com/74/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/populertarih.wordpress.com/74/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/populertarih.wordpress.com/74/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/populertarih.wordpress.com/74/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/populertarih.wordpress.com/74/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/populertarih.wordpress.com/74/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/populertarih.wordpress.com/74/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/populertarih.wordpress.com/74/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=populertarih.wordpress.com&amp;blog=8113733&amp;post=74&amp;subd=populertarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://populertarih.wordpress.com/2010/06/25/osmanli-devletini-cihan-devleti-yapan-kurum-mekteb-i-enderun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f54e041850472eeb2843637ea619d5ce?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">okans</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/enderun-ogrencileri.jpg?w=280" medium="image">
			<media:title type="html">enderun-ogrencileri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/enderun1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">enderun1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/enderun-odasi.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">enderun odası</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>10 Soruda 93 Harbi Yazı Dizisi [5] -Yazı Dizisi Sonu-</title>
		<link>http://populertarih.wordpress.com/2010/06/23/10-soruda-93-harbi-yazi-dizisi-5-yazi-dizisi-sonu/</link>
		<comments>http://populertarih.wordpress.com/2010/06/23/10-soruda-93-harbi-yazi-dizisi-5-yazi-dizisi-sonu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 21:13:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okans</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazı Dizileri]]></category>
		<category><![CDATA[93 Harbi]]></category>
		<category><![CDATA[93 Harbi Cepheleri]]></category>
		<category><![CDATA[93 Harbi'nde hangi cephelerde savaşıldı?]]></category>
		<category><![CDATA[93 Harbi'nin nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi Osman Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Plevne Müdaafası]]></category>
		<category><![CDATA[Plevne Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[savaşa neden '93 Harbi' denildi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://populertarih.wordpress.com/?p=59</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun son döneminde gerçekleşen en büyük felaketlerden birisi, &#8217;93 Harbi&#8217;dir. Bu savaş, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;na toprak ve itibar kaybettirdiği gibi, yeni filizlenmeye başlayan Meşrutiyet&#8217;in de sonunu getirmiş ve İmparatorluğu, büyük bir göç dalgası ile karşı karşıya bırakmıştır. Bu yazımızda, 93 Harbi&#8217;ni tartışmaya çalıştık. 1. Bu savaşa neden &#8217;93 Harbi&#8217; denildi? 2. 93 Harbi&#8217;nin nedenleri nelerdi? [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=populertarih.wordpress.com&amp;blog=8113733&amp;post=59&amp;subd=populertarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><em><strong>Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun son döneminde gerçekleşen en büyük felaketlerden birisi, &#8217;93 Harbi&#8217;dir. Bu savaş, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;na toprak ve itibar kaybettirdiği gibi, yeni filizlenmeye başlayan Meşrutiyet&#8217;in de sonunu getirmiş ve İmparatorluğu, büyük bir göç dalgası ile karşı karşıya bırakmıştır. Bu yazımızda, 93 Harbi&#8217;ni tartışmaya çalıştık.</strong></em></p>
<p><a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/tam-ekran-yakalama-23-06-2010-234807-bmp2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-70" title="Tam ekran yakalama 23.06.2010 234807.bmp" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/tam-ekran-yakalama-23-06-2010-234807-bmp2.jpg?w=490&#038;h=279" alt="" width="490" height="279" /></a></p>
<p><em>1. Bu savaşa neden &#8217;93 Harbi&#8217; denildi?</em></p>
<p><em>2. 93 Harbi&#8217;nin nedenleri nelerdi?</em></p>
<p><em>3. 93 Harbi&#8217;nde hangi cephelerde savaşıldı?</em></p>
<p><em>4. Plevne Müdaafası&#8217;nın 93 Harbi&#8217;ndeki yeri nedir?</em></p>
<p><em>5. 93 Harbi&#8217;nde büyük devletlerin tutumu nedir?</em></p>
<p><em>6. Osmanlı, savaşı niçin kaybetti?</em></p>
<p><em>7. 93 Harbi&#8217;nin sonundaki göç, nasıl oldu?</em></p>
<p><em>8. Meclis-i Mebusan niçin kapatıldı?</em></p>
<p><em>9. 93 Harbi sonunda hangi antlaşmalar imzalandı?</em></p>
<p><em>10. 93 Harbi&#8217;nin etkileri neydi?</em></p>
<p><em><img title="Daha fazla..." src="http://okans.wordpress.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" /><span id="more-59"></span><br />
</em></p>
<p>1 &#8211; Bu savaşa neden &#8217;93 Harbi&#8217; denildi?</p>
<p>Osmanlı-Rus Savaşı, (1877-1878), miladî takvimle 24 Nisan 1877&#8242;de başlamıştır. Hicri takvimle ise savaşın başlangıcı, 1294 yılıdır. Ancak bu dönemde mali işler için kullanılan Rumî takvime göre, savaşın başlangıcı 1293 yılına rastladığı için, &#8216;Doksan üç Harbi&#8217; diye adlandırılmıştır.</p>
<p>2 &#8211; 93 Harbi&#8217;nin nedenleri nelerdi?</p>
<p>Rusya, 1856&#8242;da imzalanan Paris Antlaşması&#8217;nın aleyhinde olan hükümlerinden, Almanya&#8217;nın Fransa&#8217;yı mağlup etmesi üzerine değişen Avrupa dengelerinden faydalanarak kurtulmuştu. Osmanlılara karşı Balkanlar&#8217;daki milletleri silahlandırıyor ve isyana teşvik ediyordu. Kırım Savaşı&#8217;ndan sonra, karşı barış politikası takip eden Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nu savaşa sokup Kırım yenilgisinin intikamını almak isteyen Rusya, bu amacını gerçekleştirmek için, Slavları kışkırtma yolunu seçmişti. Hersek ve Bulgar isyanlarında Osmanlı İmparatorluğu’nu yalnız bırakmak için uğraştı. 1876 Bulgar isyanında, binlerce Bulgar&#8217;ı Türklerin katlettiği propagandasını yayarak, dış borçlarını ödemediği için, Avrupa kamuoyunda aleyhinde olumsuz bir hava esen Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun, Avrupa siyasetinde iyice yalnız kalmasını sağladı.</p>
<p>Rusya, Sırbistan ve Karadağ&#8217;ı Osmanlılara karşı savaşa teşvik etti. Osmanlıların savaşı kazanması üzerine, hadiselere bir çözüm bulmak üzere, İstanbul&#8217;da İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya, Avusturya, İtalya ve Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun katılımıyla bir konferans düzenlendi. Ancak İmparatorluğun bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne aykırı istekler nedeniyle, bir anlaşma sağlanamadı.</p>
<p>İstanbul Konferansı&#8217;nın (Tersane Konferansı) toplandığı sırada, I. Meşrutiyet ilan edilerek, bu toplantıdan Osmanlı lehine bir sonuç çıkarılmak istendi ise de Avrupa devletleri bu duruma itibar etmemişlerdir. Konferansa katılan devletler İstanbul&#8217;da bir çözüm yolu bulunamaması üzerine, Londra&#8217;da toplanarak, 31 Mart 1877&#8242;de Londra Protokolü&#8217;nü imzalamışlardır.</p>
<p>İstanbul Konferansı&#8217;ndaki tekliflerin hemen hemen aynısı olan bu kararları, Osmanlı İmparatorluğu reddetti. Belki Karadağ&#8217;a bir kısım toprak vererek ve ıslahat çalışmaları yapılarak barış sağlanabilirdi. Ancak Osmanlı hükümeti ve Meclis-i Mebusan, arazi vermeyi kabul etmemiştir. Bunun üzerine harekete geçen Rusya, Avrupa hukukunu ve İmparatorluk&#8217;daki Hıristiyanları savunma iddiasıyla, 24 Nisan 1877&#8242;de Osmanlı İmparatorluğu&#8217;na savaş ilan etti.</p>
<p>3 &#8211; 93 Harbi&#8217;nde hangi cephelerde savaşıldı?</p>
<p><a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/tam-ekran-yakalama-23-06-2010-235521-bmp.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-61" title="Tam ekran yakalama 23.06.2010 235521.bmp" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/tam-ekran-yakalama-23-06-2010-235521-bmp.jpg?w=339&#038;h=245" alt="" width="339" height="245" /></a>1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı, Tuna ve Doğu Anadolu&#8217;da olmak üzere, iki cephede cereyan etmiştir. Savaşın başlamasıyla birlikte, hızla Romanya&#8217;ya giren Ruslar, bu prensliği de kendi yanlarına çekerek, Dobruca ve Bükreş yönlerinden Osmanlı topraklarına saldırmaya başlamışlardır. Kısa sürede Ziştovi, Tırnova ve Niğbolu&#8217;yu ele geçiren Ruslar, 19 Temmuz&#8217;da Şıpka geçidini aşmışlardı.</p>
<p>Rusların başarıları, İstanbul&#8217;da paniğe yol açtı. Başkentin Bursa&#8217;ya taşınacağı söylentileri çıktı. Savaşın İstanbul&#8217;da kurulacak bir &#8216;Askeri Meclis&#8217; tarafından yönetilmesine karar verilip, görevlerinden alınan Serasker ve Serdar-ı Ekrem, Divan-ı Harp&#8217;e verildiler. Bu arada Süleyman Paşa, Ruslardan bir kısım toprakları geriye almaya muvaffak olmuş ve Plevne&#8217;de de Gazi Osman Paşa, Rusları durdurmuştu. Ancak Plevne düştükten sonra, Rus ilerleyişi tekrar başlamış ve Sırbistan da Osmanlılara karşı savaşa girmişti.</p>
<p>Plevne&#8217;den sonra Edirne&#8217;ye yürüyen Rus kuvvetleri, iyi bir savunma olanağına sahip bu kenti, Vali Eyüp Paşa&#8217;nın mühimmatları havaya uçurup çekilmesi üzerine, 20 Ocak 1878&#8242;de teslim almışlardı. Bunun üzerine, II. Abdülhamid bizzat Rus Çarı&#8217;ndan ateşkes talebinde bulunmuştu.</p>
<p>Doğu Anadolu cephesinde ise, Ruslar üç koldan harekete geçmiş ve Erzurum&#8217;a ulaşmışlardı. Aziziye tabyalarında Nene Hatun&#8217;un halkı teşvikiyle Ruslar durdurulmuşlardır.</p>
<p>Bu cephede Ruslara karşı koyan, Ahmet Muhtar Paşa&#8217;dır. Paşa&#8217;nın daha önemli bir cephe sayılan Rumeli&#8217;ye gönderilmek üzere İstanbul&#8217;a çağrılmasından sonra, hiçbir ümidi kalmamasına rağmen, Erzurum sonuna kadar dayanmış, ancak ateşkesten sonra boşaltılarak Ruslara teslim edilmiştir.</p>
<p>Rusların Batum&#8217;a taarruzları da ateşkes yapılıncaya kadar, başarıyla durdurulmuştur.</p>
<p>4 – Plevne Müdaafası&#8217;nın 93 Harbi&#8217;ndeki yeri nedir?</p>
<p><a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/gaziosmanpasa1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-62" title="gaziosmanpasa[1]" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/gaziosmanpasa1.jpg?w=300&#038;h=400" alt="" width="300" height="400" /></a>Kısa bir sürede Osmanlı topraklarının önemli bir bölümünü ele geçiren Rus kuvvetleri karşısında önemli bir direniş olmamıştı. Ancak Vidin&#8217;de bulunan Osman Paşa&#8217;nın Plevne&#8217;yi geri alması üzerine, Osmanlı kuvvetleri burada önemli bir direniş noktası oluşturmuştu.</p>
<p>Müstahkem bir mevki olan Plevne, Gazi Osman Paşa&#8217;nın da askeri zekasıyla birleşince, Tuna cephesindeki Rus askeri hareketini kilitlemiştir. Plevne&#8217;yi geri almak için iki defa saldıran Ruslar, mağlup olmaları üzerine,</p>
<p>Romenlerden yardım istemek zorunda kalmışlardır. Onlarla birlikte yaptıkları saldırılarda da bir başarı sağlayamamışlardır. Plevne Müdafaası&#8217;nın başarılı olması, İstanbul&#8217;da sevinçle karşılanmış ve savaşın başlangıcındaki Rus başarıları üzerine oluşan panik havasını dağıtmıştır. II. Abdülhamid, Osman Paşa&#8217;ya bu başarısı nedeniyle &#8216;Gazi&#8217; ünvanı vermiştir. Romenlerin yardımıyla girişilen birçok saldırı da sonuçsuz kalmış, ancak Plevne&#8217;de baş gösteren yiyecek sıkıntısı yüzünden Gazi Osman Paşa, 10 Aralık 1877&#8242;de düşman kuşatmasını yarma hareketine girişmiş ise de yaralanması üzerine başarılı olamayıp esir düşmüştür.</p>
<p>93 Harbi yaklaşık 9 ay sürmüş, Rus kuvvetleri bu sürede İstanbul önlerine gelmişlerdir. Gazi Osman Paşa ise Plevne önlerinde Rus kuvvetlerini 5 ay tutmaya muvaffak olmuştur.</p>
<p>5 &#8211; 93 Harbi&#8217;nde büyük devletlerin tutumu nedir?</p>
<p>1853&#8242;teki Kırım Savaşı&#8217;nda, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;yla beraber hareket eden Avrupa devletleri, 93 Harbi&#8217;nin başlangıcında olsun, ilerleyen safhalarında olsun, harekete geçmemişlerdir. Almanya savaşın başından itibaren Rusya&#8217;yı desteklemiş, Avusturya, Macar tebasının Osmanlı lehine yaptıkları gösterilere rağmen, savaşın sonunda Bosna-Hersek&#8217;i almak üzere tarafsız kalmayı kabul etmiştir. İngiltere savaşa . karşı olmasına rağmen, Rusya&#8217;ya karşı aktif bir tavıra girmemiştir.</p>
<p>II. Abdülhamid, Rusya&#8217;nın savaş ilan ettiği gün, Avrupa devletlerine telgraflar çektirerek, Paris Antlaşması&#8217;nın sekizinci maddesine göre, arabuluculuk yapmalarını istemişse de bir karşılık bulamamıştır.</p>
<p>Başta Fransa olmak üzere İngiltere, Almanya ve Avusturya hemen tarafsızlıklarını ilan etmişlerdir. Yalnız İngiltere, Osmanlı menfaatlerine karışmayacağını, ancak Rusya, İngiltere&#8217;nin menfaatlerini tehdit edecek olursa, tarafsız kalamayacağını Petersburg&#8217;a bildirmiştir. Bunun üzerine Rusya, İngiltere&#8217;ye gerekli teminatı vermiştir.</p>
<p>Savaş sırasında II. Abdülhamid, Hobart Paşa vasıtasıyla Avrupa kamuoyunu Osmanlı tarafına çekebilmek için mektuplar yayımlatmış, yabancı gazetecileri bizzat kabul ederek Rus zulmü hakkında bilgi vermiş ve onlara çeşitli nişanlar vererek etkilemeye çalışmıştır. Ancak Avrupa devletleri ve kamuoyu, Osmanlı İmparatorluğu lehine önemli bir faaliyete girişmemiştir.</p>
<p>Savaşın sonlarında da Edirne&#8217;nin düşmesi üzerine, Osmanlı hükümeti savaşın başından itibaren tarafsızlıklarını sürdüren Avrupa devletlerinden ateşkes için &#8216;arabuluculuk&#8217; yapmalarını istedi ise de yine olumlu bir cevap alamadı. İngiltere ile Fransa, Ayastefanos&#8217;ta Rusların Balkanlar&#8217;da büyük nüfuz kazanması üzerine harekete geçmişler ve Berlin Antlaşması ile önceki antlaşmanın şartlarını biraz hafifletmişlerdir. Böylece Osmanlılar, Balkanlar üzerindeki varlıklarını 1913&#8242;e kadar yani 35 yıl uzatmış oldular.</p>
<p>6 &#8211; Osmanlı, savaşı niçin kaybetti?</p>
<p><a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/tam-ekran-yakalama-23-06-2010-234807-bmp1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-67" title="Tam ekran yakalama 23.06.2010 234807.bmp" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/tam-ekran-yakalama-23-06-2010-234807-bmp1.jpg?w=300&#038;h=171" alt="" width="300" height="171" /></a>Osmanlı İmparatorluğu gerek askeri teçhizat açısından, gerekse eğitimli askerleri açısından, savaşa hazır değildi. Askeri malzeme bakımından önemli ölçüde dışa bağımlıydı.</p>
<p>Savaş için gerekli malzeme ve mühimmatın eksikliğiyle Osmanlı Donanması&#8217;nın hiçbir varlık gösteremeyişi bu büyük yenilginin nedenlerindendir. Osmanlı Donanması iyi durumda ise de, asker naklinin dışında, Ruslar&#8217;a karşı fazlaca kullanılamamıştır. Her ne kadar</p>
<p>Osmanlı Donanması&#8217;nın gemilerinin iyi durumda olmasına karşılık, yeterli eğitime sahip üst düzey subayların bulunmaması nedeniyle Donanma, özellikle Tuna&#8217;da, Ruslara karşı kullanılamamıştır.</p>
<p>Bu savaşta, imparatorluğun çok geniş bir alanda mücadele etmek zorunda kalmasıyla kuvvetler arasındaki irtibatsızlık ve savaşın İstanbul’daki merkezden idare edilmesi de yenilgiyi kolaylaştırmıştır.</p>
<p>7 &#8211; 93 Harbi&#8217;nin sonundaki göç nasıl oldu?</p>
<p>93 Harbi&#8217;nin en önemli sonuçlarından birisi, Bulgaristan&#8217;daki Türk ahalinin, gerek katledilmek ve gerekse göçe zorlanmak suretiyle, yaklaşık 500 yıldır yaşadıkları topraklardan Anadolu&#8217;ya sığınmak zorunda kalmalarıdır.</p>
<p>Savaşın sonunda, Edirne ve Tuna vilayetlerinin iki bölgesi (Şumnu, Varna ve Silistre havalisi ile Rodoplar ve civarı) dışında kalan yerlerdeki Türk unsur, hemen hemen tamamen yok olmuştur. Beş yüz bin kişi savaşta katledilmiş veya açlık ve hastalık sonucu ölmüştür. Bir milyonu aşkın insan ise göç ederek, daha güvenli buldukları Şumnu, Batı Trakya, Makendonya, İstanbul ve Rodoplar bölgesine sığınmıştır. Osmanlı hükümeti, Bulgaristan Emareti ve Şarkî Rumeli Vilayeti&#8217;nde Türk nüfusunun azalmaması için çalıştı ise de, mahalli idarelerin baskısı sonucu, kalan ahali de yurtlarını terk etmişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu, muhacirlerin bir kısmını Balkanlar&#8217;daki jeostratejik bölgelerle imparatorluğun diğer taraflarındaki boş arazilere yerleştirmeye çalışmıştır. Ancak Diyarbekir, Van, Musul, Halep, Bağdat ve Basra&#8217;daki boş arazilerin İstanbul ve Rumeli&#8217;ye uzak olması, iklimin göçmenler için elverişli olmaması, yeterli ulaşım ağının bulunmaması ve Müslüman olmayan ahalinin tepkileri gibi nedenlerden, muhacirler büyük kitleler halinde yerleştirilememiştir.</p>
<p>Göçmenler, Edirne, Aydın, Ankara, Kastamonu ve Hüdavendigar (Bursa ve civarı) vilayetlerine gönderilmişler, bu durum da başta Bursa, İzmit ve Aydın olmak üzere Batı Anadolu bölgesinde izdihama neden olmuştur.</p>
<p>8 &#8211; Meclis-i Mebusan niçin kapatıldı?</p>
<p><a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/tam-ekran-yakalama-24-06-2010-000128-bmp.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-63" title="Tam ekran yakalama 24.06.2010 000128.bmp" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/tam-ekran-yakalama-24-06-2010-000128-bmp.jpg?w=199&#038;h=280" alt="" width="199" height="280" /></a>Savaşın sonunda Rus ordusunun ilerleyişi karşısında ne yapılacağını tartışmak üzere Yıldız&#8217;da, padişahın da katıldığı bir fevkalede meclis toplanmıştır. Bu toplantıda, devletin içinde bulunduğu buhrana çare olabilecek herhangi bir karar alınamadığı gibi, bazı üyelerin yenilginin sorumluluğunu II. Abdülhamid&#8217;e yıkmaları üzerine, padişah önce toplantıyı terk etmiş, ardından da Meclis-i Mebusan&#8217;ı süresiz tatil etmiştir.</p>
<p>Meclis tatil edilmiş, ancak Kanun-i Esasi resmen yürürlükten kaldırılmamıştır. Ama tatbik de edilmemiş, sadece her yıl çıkan devlet salnamesinin başında, adının geçirilmesiyle yetinilmiştir. Çıkarılan kanunlar da Meclis-i Mebusan tekrar toplandığı zaman onaylanmak üzere, geçici olarak çıkarılmıştır.</p>
<p>Meclis-i Mebusan resmen kapatılmasa da aynı manaya gelecek şekilde süresiz tatil edilmesi, yeni filizlenmeye başlayan parlamento ve meşruti rejim açısından, önemli bir yaradır.</p>
<p>Bu kapatma hadisesini bir kısım yazarlar, II. Abdülhamid&#8217;in despot yönetimini oluşturmak için gerçekleştirdiğini belirtmektedirler. Bir kısım tarihçiler ise Meclis&#8217;in buhrana neden olduğunu ve Müslüman olmayan mebusların, kendi milletlerinin menfaatleri için imparatorluk aleyhine çalıştıklarını, tek bir milletten oluşmayan devletlerde, meclisin faydadan çok zarar getireceğini, bu yüzden kapatıldığını öne sürmektedirler.</p>
<p>Meşrutiyet&#8217;in ilanını İI. Abdülhamid taraftar olduğundan değil, emr-i vaki karşısında kaldığından kabul etmişti. Osmanlı devlet adamları ve padişah zihniyet itibariyle, bu durumu hazmedebilecek durumda değildi. Engin Akarlı, Meclis&#8217;in kapatılmasının gerçek nedeninin, &#8220;Osmanlı devlet adamlarının, halkın siyasete karışmalarından duydukları rahatsızlık&#8221; olduğunu söylemektedir.</p>
<p>9 &#8211; 93 Harbi sonunda hangi antlaşmalar imzalandı?</p>
<p>Savaşı sona erdirmek için Kızanlık&#8217;ta başlayan ateşkes görüşmelerine, Edirne&#8217;nin Ruslar tarafından alınması üzerine,  burada devam edilmişti. 31 Ocak 1878 tarihinde imzalanan Edirne Mütarekesi&#8217;yle savaş sona ermişti. Barış görüşmeleri Rusların karargahlarını naklettikleri Yeşilköy&#8217;de (Ayastefanos) devam etti ve 3 Mart 1878&#8242;de Ayastefanos Antlaşması imzalandı.</p>
<p>Yirmi dokuz maddelik bu antlaşmaya göre, Osmanlı İmparatorluğu Sırbistan, Romanya ve Karadağ&#8217;ın bağımsızlıklarını kabul edecek ve Karadağ&#8217;ın sınırları Adriyatik&#8217;e kadar uzanacak, Sırbistan Niş&#8217;i alacaktı. Bulgaristan özerk bir prenslik haline getirilecek, sınırları Tuna&#8217;dan Ege&#8217;ye, Arnavutluk&#8217;tan Karadeniz&#8217;e kadar  uzanacaktı. Bulgaristan prensini halk seçecek, Avrupa devletlerinin ve Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun onayıyla atanacaktı. Osmanlılar, savaş tazminatı olarak 1.410 milyon ruble vereceklerdi. Ancak bu tazminatın büyük bir kısmına karşılık, Rumeli&#8217;deki bir kısım topraklarla Batum, Kars, Ardahan ve Doğu Bayezid, Ruslara bırakılacaktı. 300 milyon ruble ise para olarak ödenecekti.</p>
<p>Ayastefanos Antlaşması, panslavizmin bir zaferiydi. Rusya&#8217;nın bu kadar avantajlı bir konuma gelmesi, mevcut siyasi dengeyi bozmaktaydı. Bu yüzden başta İngiltere olmak üzere, bu durum, Avrupa devletlerinin yoğun muhalefetiyle karşılaştı. 13 Haziran 1878 tarihinde toplanan Berlin Kongresi&#8217;nde Ayastefanos Antlaşması&#8217;nın maddeleri yeniden ele alındı ve değiştirildi. Altmış dört maddelik bu yeni antlaşmayla Ayastefanos Antlaşması&#8217;yla kurulmak istenen büyük Bulgaristan üçe bölünmüş, önemli bir kısmı Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun denetimi altında bırakılmıştı. Bosna-Hersek ise Avusturya&#8217;ya terk edilmişti. Savaş tazminatı 802.500.000 Frank olarak tespit edilmiş ve yedi yıl içerisinde, 21 eşit taksitte ödenmesi kararlaştırılmıştı. Balkan ülkeleriyle Osmanlı İmparatorluğu arasındaki ilişkiler, öyle belirsiz esaslara bağlanmıştı ki, çözümsüz kalan sorunlar yüzünden, Osmanlı ordusu kısmi seferberlikten bir süre daha çıkamamıştı.</p>
<p>10 &#8211; 93 Harbi&#8217;nin etkileri neydi?</p>
<p>İmparatorluk önemli ölçüde toprak kaybının yanı sıra, Rusya&#8217;ya ödemek zorunda kaldığı savaş tazminatı nedeniyle, büyük bir maddi yük altına girdi. Ayastefanos Antlaşması&#8217;nın ağır hükümlerinden kurtulmak için, Kıbrıs&#8217;ı İngiltere&#8217;ye bıraktı. Bir süre sonra da, durumdan yararlanan Fransa, Tunus&#8217;u işgal etmiştir (1881). Meclis-i Mebusan kapatıldı. Böylece her ne kadar resmi olarak kaldırılmamış olsa dahi, Meşrutiyet, filizlenmeden sona erdi. Ali Suavi, V. Murad&#8217;ı yeniden tahta geçirmek için, Çırağan Sarayı&#8217;na bir baskın düzenledi ama başarıya ulaşamadı. Bu baskın, II.Abdülhamid&#8217;in ömür boyu tahttan indirilme korkusuna kapılmasına ve her şeyi kontrol etmek istemesine yol açtı.</p>
<p>• Yuluğ Tekin Kurat, &#8220;1877-1878 Osmanlı-Rus Harbinin Sebepleri&#8221;, Belleten, Sayı:103 (Ankara 1962), s. 567-592.</p>
<p>• Nedim İpek, Rumeli&#8217;den Anadolu&#8217;ya Türk Göçleri (1877- 1890), Ankara 1994.</p>
<p>• Mahir Aydın, &#8220;Doksanüç Harbi&#8221;, TDV İslâm Ansiklopedisi, IX, s. 498-499.</p>
<p>• Ali İhsan Gencer, &#8220;Ayastefanos Antlaşması&#8221;, &#8220;Berlin Antlaşması&#8221;, TDV İslâm Ansiklopedisi, V, s. 516-517; IV, s. 225.</p>
<p>•  Engin Akarlı, &#8220;II. Abdülhamid: Hayatı ve İktidarı&#8221;, Osmanlı, II (Ankara 2000), s. 253-265.</p>
<p>• Ali Akyıldız, &#8220;II. Abdülhamid&#8217;in Çalışma Sistemi&#8221;, Osmanlı, II (Ankara 2000), s. 286-297.</p>
</div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/populertarih.wordpress.com/59/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/populertarih.wordpress.com/59/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/populertarih.wordpress.com/59/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/populertarih.wordpress.com/59/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/populertarih.wordpress.com/59/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/populertarih.wordpress.com/59/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/populertarih.wordpress.com/59/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/populertarih.wordpress.com/59/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/populertarih.wordpress.com/59/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/populertarih.wordpress.com/59/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/populertarih.wordpress.com/59/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/populertarih.wordpress.com/59/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/populertarih.wordpress.com/59/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/populertarih.wordpress.com/59/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=populertarih.wordpress.com&amp;blog=8113733&amp;post=59&amp;subd=populertarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://populertarih.wordpress.com/2010/06/23/10-soruda-93-harbi-yazi-dizisi-5-yazi-dizisi-sonu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f54e041850472eeb2843637ea619d5ce?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">okans</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/tam-ekran-yakalama-23-06-2010-234807-bmp2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Tam ekran yakalama 23.06.2010 234807.bmp</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://okans.wordpress.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Daha fazla...</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/tam-ekran-yakalama-23-06-2010-235521-bmp.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Tam ekran yakalama 23.06.2010 235521.bmp</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/gaziosmanpasa1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">gaziosmanpasa[1]</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/tam-ekran-yakalama-23-06-2010-234807-bmp1.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Tam ekran yakalama 23.06.2010 234807.bmp</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/tam-ekran-yakalama-24-06-2010-000128-bmp.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Tam ekran yakalama 24.06.2010 000128.bmp</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>10 Soruda Sokollu Mehmet Paşa Yazı Dizisi [4]</title>
		<link>http://populertarih.wordpress.com/2010/06/23/10-soruda-sokollu-mehmet-pasa-yazi-dizisi-4/</link>
		<comments>http://populertarih.wordpress.com/2010/06/23/10-soruda-sokollu-mehmet-pasa-yazi-dizisi-4/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 19:48:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okans</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazı Dizileri]]></category>
		<category><![CDATA[3. Murad]]></category>
		<category><![CDATA[III. Murad]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni'nin ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Sokollu]]></category>
		<category><![CDATA[Sokollu Mehmed Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Sokullu Mehmed Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Sırp Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[İnebahtı Bozgunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://populertarih.wordpress.com/?p=45</guid>
		<description><![CDATA[Sokollu, 16. Yüzyıl&#8217;ın bu kudretli sadrazamı dünyayı avuçlarında tutan adamdı. İmparatorluğun en haşmetli dönemine damgasını vurdu. Adı, kendi dönemindeki padişahları gölgeledi. Bazı tarihçiler onun büyük bir devlet adamı olduğunu vurgularken, bazıları da abartıldığını, aslında onun &#8216;bir hain&#8217; olduğunu iddia etti. 1.  Sokollu hangi kökene dayanır? 2.  Yükselişi nasıl başladı? 3.  Kanuni&#8217;nin ölümünü nasıl gizledi? 4.  İnebahtı Bozgunu&#8217;nun altından nasıl [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=populertarih.wordpress.com&amp;blog=8113733&amp;post=45&amp;subd=populertarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Sokollu, 16. Yüzyıl&#8217;ın bu kudretli sadrazamı dünyayı avuçlarında tutan adamdı. İmparatorluğun en haşmetli dönemine damgasını vurdu. Adı, kendi dönemindeki padişahları gölgeledi. Bazı tarihçiler onun büyük bir devlet adamı olduğunu vurgularken, bazıları da abartıldığını, aslında onun &#8216;bir hain&#8217; olduğunu iddia etti.</em></strong></p>
<p><em>1.  Sokollu hangi kökene dayanır?<a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/sokollu.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-48" title="sokollu" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/sokollu.jpg?w=160&#038;h=225" alt="" width="160" height="225" /></a><br />
</em></p>
<p><em>2.  Yükselişi nasıl başladı?</em></p>
<p><em>3.  Kanuni&#8217;nin ölümünü nasıl gizledi?</em></p>
<p><em>4.  İnebahtı Bozgunu&#8217;nun altından nasıl kalktı?</em></p>
<p><em>5.  Lehistan krallarının seçilmesindeki rolü nedir?</em></p>
<p><em>6.  Sokollu Osmanlı&#8217;ya ihanet etti mi?</em></p>
<p><em>7.  Sırp Kilisesi&#8217;ni nasıl yeniden canlandırdı?</em></p>
<p><em>8.  III. Murad ile Sokollu&#8217;nun arası neden açıldı?</em></p>
<p><em>9.  Sokollu nasıl öldürüldü?</em></p>
<p><em>10. Sokollu&#8217;nun Osmanlı tarihindeki yeri nedir?</em></p>
<p><span id="more-45"></span></p>
<p>1 &#8211; Sokollu hangi kökene dayanır?</p>
<p>Sokollu Mehmed Paşa, 16. Yüzyıl&#8217;ın ilk yıllarında Bos­na&#8217;nın Vişegrad kazasında, Rudo nahiyesinin Sokoloviç (Şahinoğlu) köyünde, köyle aynı adı taşıyan bir ailede doğdu. Ge­niş ve soylu bir ailenin çocuğu olan Bayo (Bayiça) bir müddet çobanlık yaptıktan sonra Mileşeva Manastırı&#8217;nda rahip olan dayısının yanına gitti.</p>
<p>Devşirme toplamakla görevli olan Osmanlı memurları, soylu ailelerin çocuklarını toplamaya özen gösterirlerdi. Kanuni&#8217;nin cülusundan sonra Bosna&#8217;dan devşirme toplamakla görevli yayabaşı Yeşilce Mehmed Bey, So­koloviç köyüne geldiğinde, o sı­rada 15–16 yaşlarında olan Bayo&#8217;yu beğenerek devşirme kay­detti. Ailesi onu vermek istemi­yordu; ancak Mehmed Bey bu gencin istikbalinin çok parlak olduğunu söyleyerek onları ikna etti.</p>
<p>2 &#8211; Yükselişi nasıl başladı?</p>
<p>Kanuni Edirne&#8217;deyken Bos­na ve çevresindeki tanınmış ailelerden toplanan 40 çocuk buraya getirilmişti. Pa­dişah bunların arasında küçük Sokoloviç&#8217;i gördü ve Edirne sa­rayında eğitimine başlanmasını istedi.</p>
<p>&#8216;Mehmed&#8217; adını alan bu ço­cuk Edirne Sarayı&#8217;nda yetiştirildikten sonra, &#8216;Küçük Oda&#8217; hiz­metiyle Enderun&#8217;a alındı. Bura­daki ve daha sonra sarayın diğer bölümlerindeki hizmetleri, padi­şahtan takdir gördü. Küçük Oda&#8217;dan Hazine&#8217;ye, oradan da Has Oda&#8217;ya geçti. Daha sonra rikabdar, çuhadar ve silahtar, çasnigirbaşı ve kapıcılar kethü­dası oldu.</p>
<p>Barbaros&#8217;un ölümü üzerine, 1546 yılında kaptan-ı deryalığa yükselen Sokollu Mehmed&#8217;in, artık saray dışı memuriyet haya­tı başlar.</p>
<p>1550&#8242;de Rumeli Beylerbeyi olur; Iran Seferi&#8217;ndeki hizmetleri nedeniyle 1554 yılında vezirliğe yükselir. Şehzade Selim ile Bayezid&#8217;ın mücadelesinde, padişahın emriyle Selim&#8217;e yardım eder ve ikisi arasındaki savaşta, önemli rol oynar.</p>
<p>1561&#8242;de Şehzade Selim&#8217;in kı­zı İsmihan Sultan ile evlenmesi, onun yıldızını parlatan önemli bir olaydır. 1564&#8242;te ikinci vezir iken Semiz Ali Paşa&#8217;nın ölümü üzerine veziriazamlığa yükselir.</p>
<p>Sokollu Mehmed Paşa ani­den yükselmemiş, 16. Yüzyıl Os­manlı hiyerarşisindeki düzene uygun olarak, sırayla birçok me­muriyette bulunduktan sonra veziriazam olmuştur.</p>
<p>3 &#8211; Kanuni&#8217;nin ölümünü nasıl gizledi?</p>
<p>Kanuni son seferine çıkarken veziriazam Sokollu Mehmed Paşa yanınday­dı. Padişahın rahatsızlığı nede­niyle yaklaşık bir ay Sigetvar ku­şatmasıyla Sokollu meşgul oldu, birçok gecesini siperde geçirdi. Hatta bir defasında, sır kâtibi Feridun Ahmed Bey tarafından hayatı son anda kurtarıldı.</p>
<p>Kanuni&#8217;nin fetihten bir gün önceki vefatı her şeyi alt üst etti. Ancak veziriazam paniğe kapıl­madan, soğukkanlılıkla padişahın ölümünü gizledi ve son saat­lerini yaşayan kalenin fethini sağladı. Fetih gerçekleşince fe­tihnameyi ve bir mektubu, Kü­tahya&#8217;da bulunan Şehzade Selim&#8217;e gönderdi.</p>
<p>Şehzade Selim&#8217;e yazdığı mek­tupta, Kütahya&#8217;dan ayrılmasının dedikodulara yol açmaması için, &#8216;Padişahın kışı Budin&#8217;de geçire­ceği, onu da oraya çağırdığı&#8217; ha­berini yaymasını tavsiye etti. Pa­dişahın ölümünü saklayan So­kollu, fetihten 8 gün sonra Bü­yük Divan&#8217;ı, padişah hayattaymış gibi topladı ve gönderilecek fetihnameleri yazdırttı. Padişah adına fermanlar çıkarttı.</p>
<p>Şehzade Selim gelinceye ka­dar, üç hafta bu sırrı sakladı. Bu olaylar, Sokollu&#8217;nun devlet ida­resindeki hakimiyetini gösterir.</p>
<p>4 &#8211; İnebahtı Bozgunu&#8217;nun altından nasıl kalktı?</p>
<p><a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/inebahti-bozgunu.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-49" title="inebahtı bozgunu" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/inebahti-bozgunu.jpg?w=275&#038;h=176" alt="" width="275" height="176" /></a>Sokollu, Kıbrıs Seferi&#8217;ni, bir Haçlı tehlikesini Osmanlı’nın üzerine çekebileceği için istemiyordu. Nitekim onun tahmini doğru çıktı,   Kıbrıs&#8217;ın fethini engelleyemeyen Haçlı do­nanması,  İnebahtı’da Osmanlı donanmasının hemen tamamını yok etti.</p>
<p>İtalya&#8217;da kutlamalar sürer­ken veziriazam yaralarını sar­mak için süratle harekete geçti. İlk olarak bu mağlubiyet sırasında tek direnen Uluç Ali Paşa, kaptan-ı deryalığa getirdi ve da­ğılmış donanmayı toplamakla görevlendirdi. Ali Paşa, İstan­bul&#8217;a geldiğinde onun lakabını &#8216;Kılıç&#8217;a çevirdi.</p>
<p>Osmanlı kıyılarının muhafa­zası için süratle yeni bir donan­manın inşa edilmesi gerekliydi. İstanbul&#8217;dan Alanya&#8217;ya kadar, bütün Osmanlı tersaneleri yeni gemiler inşa etmek için hummalı bir faaliyete girişti.</p>
<p>Kılıç Ali Paşa bahara kadar hazırlanması istenen 200 gemi­nin inşası için yoğun bir gayret içine girdi. Ancak yapılacak işin büyüklüğü gözünü korkutuyor­du. Bu yüzden Sokollu Mehmed Paşa&#8217;ya, &#8220;Gemilerin teknesinin yapılması mümkündür, lakin ge­mi lengerlerini, yelkenleri ve sair levazımatın tekmilinin gerçek­leşmesi zordur&#8221; demesi üzerine, veziriazam, tarihe geçmiş şu meşhur sözleri söyler:</p>
<p>&#8220;Paşa Osmanlı devletinin kuvvet ve kudreti ol mertebede­dir ki, donanma lengerleri gü­müşten, resenleri (ipleri) ibrişim­den, yelkenleri atlastan temin et­mek ferman olunsa müyesser­dir.&#8221;</p>
<p>Venedik, Osmanlı devletinin niyetini anlamak ve uygun bir barış için İstanbul&#8217;daki elçisini görevlendirdiğinde, Elçi Barbaro, Sokollu ile yaptığı görüşme­de de şu yanıtı alacaktır: &#8220;Siz­den bir krallık yer almakla, bir kolunuzu kesmiş olduk. Siz ise donanmamızı mağlup etmekle sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilmiş bir kol yerine gelmez, ama tıraş edilmiş sakal evvelkinden daha gür çıkar.&#8221;</p>
<p>Gerçekten de o kış, büyük gayretlerle 200&#8242;den fazla gemi inşa edilir ve Haziran ayında, bu donanma Akdeniz&#8217;e açılır.</p>
<p>Bu olayın ardından müttefik­ler bir daha toparlanamazlar ve Venedik 1573 yılında, Kıbrıs&#8217;ın fethini kabul edip 300 bin flori tazminat ödeyerek Osmanlı ile antlaşma yapar.</p>
<p>5 &#8211; Lehistan krallarının seçilmesindeki rolü nedir?</p>
<p><a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/lehistan-krali.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-50" title="lehistan kralı" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/lehistan-krali.jpg?w=131&#038;h=232" alt="" width="131" height="232" /></a>Lehistan kralı II. Sigismund&#8217;un 1572&#8242;de varissiz ölümüyle Polonya tahtı için çekişme başlar. Rusla­rın buraya asker sevki üzerine de Osmanlı harekete geçer&#8230; Kla­sik Osmanlı siyaseti­ne göre, Lehistan, Avusturya ve Rusya&#8217;ya karşı tampon olarak görülüyordu. Lehis­tan tahtına ge­çecek Osmanlı aleyhtarı birisi Ef­lak, Boğdan ve Erdel&#8217;i tehdit edebilirdi. Osmanlı­lar Leh beylerinden birisinin seçilmesini istiyorlardı. Ancak Fransa&#8217;nın da olaya müdahil ol­ması ve Henry de Valois&#8217;yı aday göstermesi üzerine, Sokollu Mehmed Paşa onu destekledi.</p>
<p>Sokollu&#8217;nun Leh beylerine ve piskoposlarına tavsiyesiyle Henry de Valois, Lehistan kralı seçildi. Böylelikle Leh tahtına Osmanlı taraftarı siyaset izleye­cek birisi seçilmişti.</p>
<p>Henry de Valois&#8217;nın Fransa tahtına geçmesi üzerine, Lehis­tan yine başsız kaldı. Bunun üze­rine Sokollu tekrar buraya Os­manlı taraftan birisini seçtirmek için harekete geçti. Avusturya ve Rusya hükümdarlarının kendile­rini Leh kralı seçtirmesi istenmi­yordu. Bir kısım Leh soyluları Osmanlı&#8217;nın tavsiye edeceği biri­sini kral seçeceklerini belirttiler. Bunun üzerine Sokollu, Erdel kralını veya İsveç kralını seçme­lerini tavsiye etti ve Avusturya İle Rusya&#8217;nın aleyhinde faaliyete geçti. Bir süre, hangisinin Leh kralı olacağını düşünen Sokollu, sonunda Erdel voyvodası Bathory&#8217;de karar kıldı ve onu seçtir­di. Böylelikle Osmanlı, Lehis­tan&#8217;ın hamisi oldu.</p>
<p>6 &#8211; Sokollu Osmanlı&#8217;ya ihanet etti mi?</p>
<p>Mustafa Müftüoğlu gibi bazı yazarlar,   Sokollu&#8217;nun Osmanlı İmparatorluğu ve Türk dünyasının kaderini değiştirecek Don-Volga Kanalı projesinin gerçekleşmesi­ne engel olarak ihanet ettiği kanaatindedirler.</p>
<p>Çok önemli olan bu projeye Sokollu&#8217;nun yeterli ilgiyi göster­mediği ve bu işin altından kalkamayacak kabiliyette birisi olan Kasım Paşa&#8217;yı görevlendirdiği için kanalın açılamadığı düşüncesindedirler.</p>
<p>Sokollu&#8217;nun bu projeyi bi­linçli olarak engellediğini iddia etmektedirler. Bu projenin hazırlandığı tarihten daha sonraki yıl­larda eserlerini kaleme alan Peçuylu İbrahim Efendi ve Kâtip Çelebi&#8217;nin yazdıklarını yorumla­yarak bu neticeye varmaktadır­lar. Ancak devrin kaynakları incelendiğinde, Don-Volga Kanalı projesinin Sokollu&#8217;nun fikri ol­duğu anlaşılmaktadır&#8230;</p>
<p>Kışın yaklaşması üzerine Kasım Paşa çekilir. Onun çabucak bu bölgeden ayrılması, komutası altındaki askerlerin müthiş so­ğuk ve kar fırtınalarıyla yok ol­masını önler. Ayrıca proje ilk gi­rişimde istenilen sonucu vermese de, ertesi yıl devam edilmesi dü­şünülür. Fakat Sokollu&#8217;nun ra­kipleri, başta Lala Mustafa Paşa olmak üzere, onun muhalefetine rağmen Kıbrıs&#8217;a sefer düzenle­tince imparatorluğun bütün dik­kat ve enerjisi Akdeniz&#8217;e çevrilir. Bu gelişmeler ve o bölgede depo­lanan mühimmatın infilak etme­si, Don-Volga Kanalı projesini tekrar yürürlüğe sokmayı engel­ler.</p>
<p>Bazı tarih kitaplarında, ka­nalın üçte birinin kazıldığı yazı­lıdır. Bu yüzden projenin tamamlanmasına yaklaşıldığı ve kolay bir iş olduğu zannedilir. Ancak Akdes Nimet Kurat&#8217;ın yaptığı araştırma, bu kanalı kaz­maya teşebbüs edildiyse de, bu işin olamayacağı görülünce, bundan vazgeçilerek gemilerin karadan çekilerek götürülmeye çalışıldığını ortaya çıkarmıştır. Ruslar bu bölgede bir kanalı an­cak 1952&#8242;de yapabilmişlerdir.</p>
<p>Bu sefer, Osmanlı askerleri­nin hiç alışık olmadıkları ve ta­nımadıkları şartlar altındaki bir bölgeye yapılmıştır. Bu yüzden bir defa denendikten sonra bir defa daha tekrarlanmamıştır.</p>
<p>7 &#8211; Sırp Kilisesi&#8217;ni nasıl yeniden canlandırdı?</p>
<p>Sırp Patrikhanesi, 1219&#8242;da İstanbul&#8217;daki Rum Patrikhanesi&#8217;nden ayrılarak ba­ğımsız olmuştu. Fatih Sultan Mehmed 1459&#8242;da Sırbistan&#8217;ın fethini tamamlayınca Sırp Patrikhanesi&#8217;ni kapattı ve kiliseleriyle cemaatini, Ohri&#8217;deki Bul­gar Kilisesi&#8217;ne bağladı. Bu du­rum 1557&#8242;ye kadar devam etti. Bu tarihte Sokollu Mehmet Paşa, Sırp Kilisesi&#8217;ni İpek&#8217;te tekrar açtırdı ve başına da kardeşi Makarije&#8217;yi patrik tayin etti.</p>
<p>Sırp Patrikliği&#8217;nin bu bağım­sız dönemi 1766&#8242;ya kadar de­vam etmiştir. Sırp Patrikliği&#8217;nin müstakil olması, Sırpların Helen kültürü altında ezilmesini önle­miştir.</p>
<p>8- II.Murad ile Sokollu&#8217;nun arası neden açıldı?</p>
<p>II.Selim zamanında Sokollu&#8217;nun aleyhine çalışanlar olduysa da, padişah onun hizmet ve faaliyetleri saye­sinde  rahat  ettiğini   belirterek, bunlara aldırış etmedi. III. Murad da tahta ilk geçtiğinde, yaşlı veziriazama iltifat etti, hatta ilk görüşmelerinde onun elini öp­meye dahi kalktı. Ancak III. Murad&#8217;ın cülusunda da Sokollu&#8217;nun makamını muhafaza et­mesi, aleyhine faaliyetlerin art­masına neden oldu.</p>
<p>Sokollu Mehmed Paşa&#8217;nın düşmanlarının başında, Şemsi Ahmed Paşa, Lala Mustafa Paşa, Defterdar Üveys, Şeyh Şüca, pa­dişahın hocası Saadeddin Efen­di, Harem-i Hümayun Kethüda­sı Canfeda Kadın ve musahibelerden (danışman) Raziye Hatun geliyordu.</p>
<p>Bunların padişaha yaptıkları telkinler sonucunda, Sokollu&#8217;nun eski otoritesi yavaş yavaş azalmaya başlar. Düşmanları ona rağmen İran&#8217;a savaş açtırır­lar. Padişahı etkileyenler, veziri­azamı devre dışı bırakarak hatt-ı hümayunla (padişahın kendi el yazısı ile verdiği emirler) işlerini yaptırırlar&#8230; III. Murad dönemi­ne kadar padişahlar nadiren ya­zılı emirler verirken, bu dönem­de veziriazam devre dışı bırakı­larak işlerin yürütülmesi için, bu usul yaratılır. Ayrıca ona yakın kişilerin bir bölümü sağa sola sürülür, bir bölümü de sudan bahanelerle öldürülür. Amcaoğlu, Budin Beylerbeyi Üveys Paşa, Budin sarayına ve baruthanesine yıldırım isabet etti diye suçlana­rak idam edilir.</p>
<p>Sokollu, tüm bu aşağılama­lara rağmen işine devam eder; is­tifa etse, öldürülecektir. Düş­manları onun öldürülmesini iste­seler de, III. Murad onun kanına girmek istemez. Yaşlı veziriazam çektiği bütün çileye rağmen va­karını muhafaza eder.</p>
<p>9 &#8211; Sokollu nasıl öldürüldü?</p>
<p>12 Ekim 1579 Pazartesi günü, Veziriazam konağındaki ikindi Divanı&#8217;na gelen bir derviş, arzuhal verecekmiş gibi yapıp koynun­dan bir hançer çıkararak Sokullu&#8217;nun kalbine saplar. Ağır yaralanan yaşlı veziriazam, fazla ya­şamaz; kısa bir süre sonra vefat eder.</p>
<p>Sokollu&#8217;yu öldüren kişi, timarının azaltılmasından şikâyet­çi olan bir Boşnak&#8217;tır. Ancak ba­zı tetkiklere göre, bu suikast Hamzavilerle alakalıdır. Bu tari­katın şeyhi olan Hamza Bali, yıl­lar önce İstanbul&#8217;da idam edil­miştir. Bu kişinin, şeyhinin inti­kamını almak için Sokullu&#8217;yu öl­dürdüğü iddia edilmektedir.</p>
<p>Ayrıca veziriazamdan kur­tulmak isteyen padişah III. Murad&#8217;ın da bu işin arkasında olma ihtimali bulunmaktadır.</p>
<p>Sokollu&#8217;nun soyu iki koldan devam ederek zamanımıza ka­dar uzanır. Bu kollardan biri, ilk eşinden olan Hasan Paşa&#8217;dan ge­lir. Diğeriyse II. Selim&#8217;in kızı İsmihan Sultan&#8217;dan olan oğlu İb­rahim Paşa&#8217;dan devam eden kol­dur. Bu ikinci kol &#8216;İbrahimhanzadeler&#8217; diye anılmış ve Osmanlı Hanedanı&#8217;na alternatif arandığı dönemlerde gündeme gelmiştir.</p>
<p>10 &#8211; Sokollu&#8217;nun Osmanlı tarihindeki yeri nedir?</p>
<p>Sokollu son derece ileri gö­rüşlü bir veziriazamdı. Don -Volga ve Süveyş kanalları girişimleri, onun bu yönünü en iyi gösteren örneklerdir. 1578 yılında İran&#8217;a sefer açılmak is­tendiğinde, karşı çıkarak; bazı başarılar elde edilse bile, kalıcı sonuç alınamayacağını belirtme­si de ileri görüşlülüğünün bir ör­neğidir. Nitekim Safevilerle ara­lıklı olarak, yaklaşık 50 yıl sava­şılmış, ancak bütün kayıplara rağmen bir sonuç alınamamıştır.</p>
<p>Sokollu, Kıbrıs Seferi&#8217;ne iti­raz ederken de bir Haçlı tehlike­siyle karşı karşıya kalınacağını belirtmiştir. İnebahtı Savaşı onun bu görüşünü haklı çıkar­mıştır.</p>
<p>Lehistan&#8217;a karşı izlediği siyasetin önemi, II. Viyana Bozgunu&#8217;ndaki Leh faktörü dikkate alındığında, daha iyi anlaşılır. Sumatra&#8217;da Portekiz tehlikesi al­tında bulunan Müslüman Açe hükümdarlığı Osmanlı&#8217;dan yar­dım isteyince, İskenderiye Kap­tanı Kurtoğlu Hızır Reis&#8217;i bir fi­loyla oraya göndermiştir. Afrika&#8217;daki İspanyol ve Portekiz tehdidini sona erdirmiş, Tunus Osmanlı topraklarına katılırken, Fas himaye altına alınmıştır.</p>
<p>Son derece hayırsever olan Sokollu Mehmed Paşa, İmpara­torluk topraklarının birçok ye­rinde hayır eserleri yaptırmıştır. Kadırga&#8217;daki külliyesi, Azapkapı, Lüleburgaz, Beçkerek (Erdel&#8217;de) camileri, Saraybosna&#8217;da ki kervansarayı, Vişegrad ve Beçkerek&#8217;deki köprüleri, bunla­rın belli başlılarıdır.</p>
<p>Sokollu, İmparatorluk çıkar­ları neyi gerektiriyorsa ona göre davranmış, gerektiğinde barışı, gerektiğinde savaşı seçmiştir. Üç padişah döneminde yaklaşık 14 yıl büyük bir kudretle veziriazamlık yapması ve izlediği si­yaset sayesinde, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;na kudretinin zirve günlerini yaşatması nedeniyle, bazı tarihçiler &#8216;yükseliş devri&#8217;ni onun ölüm tarihi olan 1579&#8242;da bitirirler.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/populertarih.wordpress.com/45/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/populertarih.wordpress.com/45/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/populertarih.wordpress.com/45/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/populertarih.wordpress.com/45/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/populertarih.wordpress.com/45/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/populertarih.wordpress.com/45/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/populertarih.wordpress.com/45/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/populertarih.wordpress.com/45/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/populertarih.wordpress.com/45/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/populertarih.wordpress.com/45/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/populertarih.wordpress.com/45/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/populertarih.wordpress.com/45/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/populertarih.wordpress.com/45/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/populertarih.wordpress.com/45/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=populertarih.wordpress.com&amp;blog=8113733&amp;post=45&amp;subd=populertarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://populertarih.wordpress.com/2010/06/23/10-soruda-sokollu-mehmet-pasa-yazi-dizisi-4/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f54e041850472eeb2843637ea619d5ce?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">okans</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/sokollu.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">sokollu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/inebahti-bozgunu.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">inebahtı bozgunu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/lehistan-krali.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">lehistan kralı</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>10 Soruda Yavuz Sultan Selim ve Dönemi Yazı Dizisi [3]</title>
		<link>http://populertarih.wordpress.com/2010/06/22/10-soruda-yavuz-sultan-selim-ve-donemi-yazi-dizisi-3/</link>
		<comments>http://populertarih.wordpress.com/2010/06/22/10-soruda-yavuz-sultan-selim-ve-donemi-yazi-dizisi-3/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 21:44:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okans</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazı Dizileri]]></category>
		<category><![CDATA[25 Nisan 1512]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu'da Türkmen katliamı oldu mu]]></category>
		<category><![CDATA[dulkadirli beyliği]]></category>
		<category><![CDATA[dulkadiroğulları]]></category>
		<category><![CDATA[halifelik ne zaman başladı]]></category>
		<category><![CDATA[I. Selim]]></category>
		<category><![CDATA[türkmen]]></category>
		<category><![CDATA[türkmen katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Halifeliği devraldı mı]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim nasıl öldü]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz tahta nasıl çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[İran Seferi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://populertarih.wordpress.com/?p=35</guid>
		<description><![CDATA[25 Nisan 1512&#8242;de Yavuz Sultan Selim, babasını devirerek tahtı ele geçirir. Böylesine bir taht değişikliği, Osmanlı tarihinde ilk ve son kez yaşanmaktadır. Ancak bu dönem daha birçok “ilk”e sahne olacak ve Yavuz, Avrupa&#8217;nın en güçlü imparatorluğunu Kanuni&#8217;ye hazırlayacaktır. 1 &#8211; Yavuz tahta nasıl çıktı? 2 &#8211; Yavuz neden kardeşlerinin üzerine yürüdü? 3 &#8211; İran Seferi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=populertarih.wordpress.com&amp;blog=8113733&amp;post=35&amp;subd=populertarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>25 Nisan 1512&#8242;de Yavuz Sultan Selim, babasını devirerek tahtı ele geçirir. Böylesine bir taht değişikliği, Osmanlı tarihinde ilk ve son kez yaşanmaktadır. Ancak bu dönem daha birçok “ilk”e sahne olacak ve Yavuz, Avrupa&#8217;nın en güçlü imparatorluğunu Kanuni&#8217;ye hazırlayacaktır.</strong></em></p>
<p><em>1 &#8211; Yavuz tahta nasıl çıktı?<a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/yavuz-para.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-36" title="yavuz para" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/yavuz-para.jpg?w=216&#038;h=202" alt="" width="216" height="202" /></a><br />
</em></p>
<p><em>2 &#8211; Yavuz neden kardeşlerinin üzerine yürüdü?</em></p>
<p><em>3 &#8211; İran Seferi neden yapıldı?</em></p>
<p><em>4 &#8211; Anadolu&#8217;da Türkmen katliamı oldu mu?</em></p>
<p><em>5 &#8211; Mısır ve Suriye nasıl fethedildi?</em></p>
<p><em>6 &#8211; Dulkadirli Beyliği&#8217;nin önemi nedir? </em></p>
<p><em>7 &#8211; Yavuz Halifeliği devraldı mı?</em></p>
<p><em>8 &#8211; Yavuz&#8217;un hangi sadrazamı sağ kaldı?</em></p>
<p><em>9 &#8211; Yavuz Sultan Selim nasıl öldü?</em></p>
<p><em>10 &#8211; Kanuni&#8217;ye nasıl bir miras bıraktı?</em></p>
<p><span id="more-35"></span></p>
<p><em><strong>1 &#8211; Yavuz tahta nasıl çıktı?</strong></em></p>
<p>II. Bayezid&#8217;in 8 oğlu vardı ve bunların 5&#8242;i     hükümdarın sağlığında ölmüşlerdi. Os­manlı kaynakları bu şehza­delerin sadece  öldüğünü belirtip nasıl öldükleri konusunda bir bilgi ver­mezler.  16. Yüzyıl&#8217;da Türkçe&#8217;den Almanca&#8217;ya çevrilmiş ve daha sonra bazı ilaveler yapılmış olan bir Osmanlı tarihinde, bu konuda ilginç bilgiler bulun­maktadır. &#8216;Haniwaldanus Anonimi&#8217; olarak bilinen bu tarihin bugün özgün Türkçesi mevcut değildir. Bu yapıta göre nikris hastalığı nedeniy­le hareket kabiliyetini kaybe­den II. Bayezid&#8217;in otoritesi sarsılmaya başlamıştı. Şehza­de Mahmud, Mehmed ve Şehinşah babalarına karşı is­yan etmişler ve bu yüzden padişah tarafından öldürül­müşlerdi.</p>
<p><a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/yavuz-portre.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-39" title="yavuz portre" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/yavuz-portre.jpg?w=165&#038;h=205" alt="" width="165" height="205" /></a>Bu bilgi, başka kaynaklar­da yer almamaktadır. Ancak sultanın hastalığı ve yaşlılığı nedeniyle saltanatının son yıl­larında, şehzade Selim&#8217;in is­yanından önce, bir huzur­suzluk olduğunu ortaya koymaktadır.</p>
<p>Babasının ölümü ha­linde İstanbul&#8217;a bir an ev­vel gelerek tahtı ele geçirme şansına sahip olmak isteyen şehzade Selim, Rumeli&#8217;de bir sancak istemişse de bu isteği kabul edilmemişti.</p>
<p>Ancak padişah, şehzade Ahmed&#8217;i yerine geçirip kendisi de saltanattan çekilmek isti­yordu. Yeniçeriler ise bu du­rumu kabul etmemişler, II. Bayezid&#8217;in sağlığında başkası­nı padişah olarak istememiş­lerdi.</p>
<p>Bu gelişmeler üzerine ha­rekete geçen Selim, Çorlu ya­kınlarında Karışdıran ovasın­da babasının karşısına çıktıy­sa da yapılan muharebeyi kaybetti. Şehzadeler arasında taht mücadelesi daha da şid­detlendi; ama saltanatın ki­min olacağı, ar­tık padişahın de­ğil askerin elin­deydi.</p>
<p>Selim tekrar Ru­meli&#8217;ye geldiğinde, askerler tarafından İs­tanbul&#8217;a davet edildi. 25 Ni­san 1512&#8242;de Selim, yeniçeri ve sipahilerle birlikte Saray&#8217;ın önüne geldi. Gürültülere dışa­rı çıkan padişah, askerin yeri­ni oğluna bırakmasını isteme­si üzerine tahtan çekilip Se-lim&#8217;in padişahlığını kabul etti.</p>
<p>Tahttan çekildikten son­ra, Dimetoka&#8217;ya gitmek iste­yen II. Bayezid 26 Mayıs&#8217;ta yolda öldü. Yavuz&#8217;un, baba­sını zehirlettiği ihtimali ol­dukça kuvvetlidir. Şehabettin Tekindağ, yaptığı araştırma­da, II. Bayezid&#8217;in zehirlenerek öldürüldüğü sonucuna var­mıştır. Yavuz&#8217;un babasını de­virerek tahtı ele geçirmesi, bu tür bir taht değişikliğinin Os­manlı tarihindeki ilk ve son örneğidir.</p>
<p><em><strong>2 &#8211; Yavuz neden kardeşlerinin üzerine yürüdü?</strong></em></p>
<p>Selim&#8217;in Ahmed ve Korkud adlarında iki kardeşi ve ayrıca daha ön­ce ölmüş kardeşlerinin oğulla­rı olan 6 yeğeni vardı. Şehzade Ahmed&#8217;in de 5 oğlu bulunu­yordu. II. Bayezid, oğlu Selim lehine tahttan çekilirken kar­deşlerine dokunmaması için ondan söz almıştı. Ahmed, Amasya&#8217;da, Korkud ise Mani­sa&#8217;da valiliklerine devam ede­ceklerdi. Ancak ne Yavuz gibi haşin tabiatlı bir hükümdar kardeşleri sağ iken tahtta hu­zur içerisinde oturabilir ne de tahta geçmesine ramak kal­mışken yeniçerilerin ayaklanmasıyla hükümdarlığı kaybetmiş olan şehzade Ahmed pa­dişahlık iddiasından vazgeçe­bilirdi.</p>
<p>Şehzade Ahmed, Anado­lu&#8217;da ve devlet adamları ara­sında taraftarının fazla oldu­ğunu düşünerek tahtı ele ge­çirmek üzere harekete geçti. Oğlu Alaeddin Bursa&#8217;yı işgal etti. Yavuz, bu gelişme üzeri­ne oğlu Süleyman&#8217;ı İstan­bul&#8217;da bırakarak 70 bin kişi­lik bir ordu ile şehzade Ah­med&#8217;in üzerine yürüdü. Ya­vuz&#8217;un kuvvetleri karşısında tutunamayacağını gören şeh­zade Ahmed, Malatya tarafı­na kaçtı.</p>
<p>Bu sırada Yavuz, kendi oğlundan başka hiçbir şehza­deyi sağ bırakmamaya karar vermişti. İlk olarak kardeşleri Alemşah, Şehinşah ve Mahmud&#8217;un oğullarını öldürttü. Şehzade Korkud ise Mani­sa&#8217;dan kaçtı; ama Bergama ci­varında yakalanıp öldürüldü. Şehzade Ahmed&#8217;in idamıyla da Yavuz en büyük rakibini ortadan kaldırdı.</p>
<p><em>Max Fmchtermann kartpostalları dizisinden (Koçbank Yayınları) </em><em>bir Yavuz Sultan </em><em>Selim: Mısır&#8217;ın </em><em>fethi </em><em>(üstte). </em><em>Yavuz </em><em>Sultan </em><em>Selim&#8217;in </em><em>Viyana Tarih Müzesi&#8217;nde yer alan kılıcı (sol </em><em>üstte). Yavuz&#8217;un </em><em>tuğrası (altta).</em></p>
<p><em>Hünername&#8217;den iki minyatür: Yavuz, Nil kıyısında bir timsahı ikiye bölüyor (üstte). Yavuz&#8217;un İran Seferi&#8217;nden dönüşü (sağ altta).</em></p>
<p>Ahmed&#8217;in hayatta kalan iki oğlundan Murad İran&#8217;a, Kasım ise Mısır&#8217;a kaçmıştı. Mısır&#8217;ın fethi sırasında ele ge­çirilen Kasım öldürüldü, İran&#8217;da sancakbeyliği yapan Murad&#8217;ın sonu ise bilinme­mektedir.</p>
<p><em><strong>3 &#8211; İran Seferi neden yapıldı?</strong></em></p>
<p><a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/caldiran-savasi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-40" title="çaldıran savaşı" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/caldiran-savasi.jpg?w=300&#038;h=180" alt="" width="300" height="180" /></a>Yavuz döneminde Safevilerle yapılan müca­dele, tarih kitaplarında genellikle Osmanlı-İran müca­deleleri ve mezhep çatışması biçiminde   ele   alındığından olay tam olarak anlaşılamamaktadır. Bu dönemde İran&#8217;da kurulmuş olan devlet, bir Türk devletidir. Üstelik bu devleti kuranlar Anadolu&#8217;dan kalkıp İran&#8217;a gitmiş olan Türkmenlerdir. Sivas, Tokat, Maraş, An­talya gibi bölgelerden kal­karak şeyhlerinin yanın­da mücadele vermiş olan Anadolu Türk­menleri, sonunda Şah İsmail ile Akkoyunlu Devleti&#8217;ni   yıkarak Safevi    Devleti&#8217;ni kurmayı başarmış­lardı.</p>
<p>Ancak Ana­dolu&#8217;daki Türk­menlerin tamamı değil bir kısmı İran&#8217;a gitmişti. Aşiretlerin bir kıs­mı Safevi hizme­tinde iken geri ka­lanı Osmanlı top­rakları üzerinde yaşıyorlardı. Ama bunlar da Şah İs­mail&#8217;e taraftardı. Bu durum Os­manlı toprakları­nı tehdit etmekteydi. Nitekim 1511&#8242;de Şah İsmail&#8217;in halifele­rinden Şahkulu&#8217;nun Türk­menlerle başlattığı isyan zor­lukla bastırılabilmiştir.</p>
<p>Tufan Gündüz, Çaldıran Savaşı&#8217;nı karşılıklı bir mezhep mücadelesinden çok, Safeviler tarafından ortadan kaldırılan Akkoyunlu Devleti&#8217;nin toprak­larına hakim olma mücadelesi, hatta Safeviler&#8217;in İpek Yolu&#8217;ndan Anadolu&#8217;ya mal akışı­nı durdurmalarının bir neticesi olarak görmenin daha doğru olduğunu belirtmektedir.</p>
<p>Doğu Anadolu&#8217;nun çetin coğrafi şartlarında Yavuz&#8217;un sert tedbirleriyle ilerleyen Os­manlı kuvvetleri, Çaldıran&#8217;da 23 Ağustos 1514&#8242;te karşılaş­tıkları Safevileri ateşli silahla­rıyla büyük bir mağlubiyete uğrattılar. Osmanlı, kısa süre­de Tebriz ve Azerbaycan&#8217;ı ele geçirdi. Şah İsmail eşini ve ha­zinesini bırakarak kaçtı. Ya­vuz kışı Karabağ&#8217;da geçirip baharda tekrar hareket ede­rek bütün İran&#8217;ı ele geçirmek niyetindeydi. Ancak gerek ta­biat şartları, gerekse Safeviler tarafından yıpratılan Osman­lı askerleri yeni bir seferi ka­bul etmediler ve ayaklanarak padişahı dönmeye mecbur et­tiler.</p>
<p><em><strong>4 &#8211; Anadolu&#8217;da Türkmen katliamı oldu mu?</strong></em></p>
<p>Yavuz&#8217;un İran seferi sı­rasında Anadolu&#8217;da Şah İsmail&#8217;i destekle­yen 40 bin Türkmeni öldürt­tüğü söylenir. Ancak bu bilgi devrin kaynaklarından sadece îdris-i Bitlisi&#8217;nin Selim Şahnâmesi&#8217;nde yer almaktadır. Ya­vuz döneminde yazılmış diğer tarih kitaplarında, Türkmen­lere yönelik böyle büyük çaplı bir katliama ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır.</p>
<p>Yavuz&#8217;un bazı Türkmen aşiretlerini sürgüne gönderdiği, bazı Türkmenlerin ise takibata uğratılıp öldürüldükleri anla­şılmaktadır. Ancak sözü edilen 40 bin rakamında bir nüfusun  katliamının söz konusu olma­dığı anlaşılmaktadır.</p>
<p>16. Yüzyıl başlarında Anadolu&#8217;da Sivas, Tokat gibi kentlerin nüfusunun 3-4 bin kişiden oluştuğu dikkate alın­dığında, 40 bin rakamının 10-15 kentin tamamen yok edilmesi anlamına geldiği or­tadadır.</p>
<p>Yavuz&#8217;un Safevilerle mü­cadelesi üzerine geniş araştır­malarda bulunan Jean-Louis Bacque Grammont<em>, &#8220;Padişa­hın o tarihte 40 bin kişiyi kı­lıçtan geçirttiği iddiasını doğ­rulayacak hiçbir kanıtın bu­lunmadığını&#8221;</em> belirtir.</p>
<p>Yine Türkmenler üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Tufan Gündüz, o dönemde bir köyün nüfusunun 10-50 haneden oluştuğunu hesaba katarak, 40 bin kişinin öldü­rülmesinin, bin ya da 2 bin köyün yok edilmesi demek olacağını belirtip Anadolu&#8217;da o tarihte bu kadar büyük bir nüfus eksilmesi olmadığını, Osmanlı vergi sayımlarında böyle bir durumun görülme­diğini söyler.</p>
<p><em><strong>5 &#8211; Mısır ve Suriye nasıl fethedildi?</strong></em></p>
<p>Memlûkler, Cidde&#8217;ye çıkan ve Mekke ile Medine&#8217;yi tehdit eden Portekizlileri durduramıyorlardı. Hindistan&#8217;dan gelen mallar da Portekizliler nede­niyle azalmıştı. Bu durum da Mısır&#8217;ın zenginliğinin sona er­mesi demekti. Bu yüzden Memlûkler, Fatih ve II. Bayezid&#8217;in ilk yıllarında Osmanlı ile ilişkilerini düzeltmişler ve II. Bayezid&#8217;in hükümdarlığı­nın sonlarına doğru, Portekiz­lilere karşı Osmanlı Donanması&#8217;nın yardımını almışlardı.</p>
<p>Yavuz&#8217;un ilk yıllarında da iki devletin ilişkileri iyi du­rumdaydı. Ancak Memlûklerin Çaldıran Savaşı&#8217;ndan son­ra Safevilerle antlaşma yap­ması ilişkilerin bozulmasına neden oldu. Osmanlı&#8217;nın, Maraş ve civarında hüküm süren Dulkadirli Beyliği&#8217;ni ortadan kaldırması, durumu daha da gerginleştirdi. Mem­lûk Hükümdarı Kansu Gavri&#8217;nin Dulkadirli Beyliği&#8217;nin, son beyi Alaüddevle Bey&#8217;in oğluna verilmesini istemesi ve İran üzerine yürüyen Osman­lı ordusuna karşı harekete geçmesi, Yavuz&#8217;un hedefini değiştirdi.</p>
<p>24 Ağustos 1517&#8242;de Halep yakınlarında Mercidabık&#8217;ta meydana gelen savaşta hiç bir varlık gösteremeyip hüküm­darlarını kaybeden Memlûk ordusu, büyük bir yenilgiye uğradı ve Suriye Osmanlı&#8217;nın eline geçti.</p>
<p>Yavuz, Mısır&#8217;da hüküm­dar seçilen Tumanbay&#8217;a, Os­manlı&#8217;ya tabi olup vergi ver­mek şartı ile Gazze&#8217;den itiba­ren Mısır&#8217;ı ona bırakmayı teklif etmişse de bu isteği ka­bul görmemiştir: Memlûkler, Yavuz&#8217;un çölü aşmaya cesa­ret edemeyeceğini düşünü­yorlardı. Ancak yağan yağ­murların da yardımıyla Os­manlı ordusu Sina Çölü&#8217;nü geçti ve Kahire&#8217;nin kuzey do­ğusundaki Reydaniyye sahra­sında, 22 Ocak 1517&#8242;dekı sa­vaşta Memlûk kuvvetlerini bir kez daha mağlup etti. Ama Tumanbay pes etmedi ve Kahire&#8217;de sokak savaşla­rıyla Osmanlı&#8217;ya karşı koy­maya çalıştı.</p>
<p>Suriye ve Mısır&#8217;ın ele geçi­rilmesiyle Osmanlılar Hindis­tan ticaret yollarının önemli bir kısmına hakim oldular.</p>
<p><em><strong>6 &#8211; Dulkadirli Beyliği&#8217; nin önemi nedir?</strong></em></p>
<p>Yavuz&#8217;un İran, Suriye ve Mısır fetihleri, onun dönemi anlatılırken en fazla üzerinde durulan ve dikkat çekilen konulardır. Ancak bu dönemde, 12 Haziran 1515&#8242;deki Turnadağı Savaşı&#8217;ndan sonra ele geçirilen Dulkadirli Beyliği üzerinde fazla durulmaz.</p>
<p>Dulkadirli Beyliği&#8217;ni yıkan Osmanlı, Çukurova&#8217;nın dene­timini eline geçirmiş ve Mem­lûk Devleti ile aralarında tam­pon olan bu beyliğin ortadan kalkması sonucu Suriye ve Mısır yolu açılmıştır.</p>
<p>Dulkadirliler Anadolu&#8217;da­ki en önemli Türkmen beylik­lerinden birisiydi. Maraş, Ka­dirli, Urfa, Birecik, Kırşehir, Yozgat, Kayseri ve civar böl­geler Dulkadirli Türkmenleri­nin yaşadığı sahalardı ve bu­ralarda, büyük oranda Türk­men aşiretleri bulunmaktaydı.</p>
<p>Anadolu&#8217;daki Türk nüfu­sun yüzde 5&#8242;inden daha faz­lasını, Dulkadir Türkmenleri oluşturmaktaydı. Bugün İç Anadolu, Güneydoğu Ana­dolu ve Doğu Akdeniz bölge­lerinde yaşayan Türklerin önemli bir kısmı, Dulkadirli Türkmenlerinin soyundan gelir.</p>
<p><em><strong>7 – Yavuz Halifeliği devraldı mı?</strong></em></p>
<p>Mısır fethedildikten sonra Memlûk hi­mayesinde olan son Abbasi Halifesi III. Müte­vekkil Alellah İstanbul&#8217;a gön­derilmişti. Bu dönemden daha sonraki tarihlerde kaleme alınmış bazı kitaplar, hüküm­darın İstanbul&#8217;a dönmesinden sonra III. Mütevekkil&#8217;in Ayasofya Camii&#8217;nde yapılan bir törenle hilafet kılıcını Yavuz&#8217;a kuşatarak unvanını ona dev­rettiğini belirtirler.</p>
<p>Ancak Yavuz dönemine ait tarih kitaplarında halifeli­ğin bu şekilde devredildiğine dair bir kayıt bulunmamak­tadır. Bu rivayet, İmparator­luk 18. Yüzyıl&#8217;da askeri açı­dan zayıf düştüğü sırada ortaya çıkmıştır. Eski gücünü yitiren Osmanlı imparatorlu­ğu, Halifeliğin manevi nüfu­zunu kullanmaya çalışırken; bu rivayetin geriye dönük olarak ortaya çıkarıldığı id­dia edilmektedir.</p>
<p>Osmanlı &#8216;Halife&#8217; unvanını Mısır&#8217;ın fethinden önce kul­lanmıştır. İslam dünyasının en kuvvetli devleti olan ve Hıristiyanlarla savaşın öncüsü sa­yılan imparatorluk, bu hakkı kendinde görüyordu.</p>
<p><strong> </strong><em><strong>8 &#8211; Yavuz&#8217;un hangi sadrazamı sağ kaldı?</strong></em></p>
<p>I.Selim&#8217;in 8 yılık hüküm­darlığında 6 sadrazamı olmuştur. Bunlardan iki kez görev yapan Hersekzade Ahmed Paşa, ikinci defa azlinden sonra eceliyle ölmüş­tür. Hersekzade Ahmed Paşa&#8217;nın birinci azli, ilginç bir biçimde olmuştur. Veziriaza­ma kızan padişah onu azletti­ğini çadırını başına yıkarak göstermiştir.</p>
<p>Sinan Paşa, Mısır&#8217;ın fethi sırasında Reydaniyye&#8217;de şehit olmuş, son veziriazamı Piri Mehmed Paşa&#8217;nın haricindeki üçü ise idam edilmiştir. İlk ve­ziriazamı olan Koca Mustafa Paşa ise şehzade Ahmed taraf­tarıydı ve ona karşı yapılacak hareketlerde çeşitli bilgileri şehzadeye bildirmiştir. Bunu öğrenen Yavuz, divan toplan­tısına giren vezirlere hilatlar giydirtirken, veziriazama ise siyah hilat giydirtmiştir. Bu paşanın ölüm emriydi ve cel­latlar veziriazamı boğarak öl­dürmüşlerdir. İdam ettirdiği ikinci veziriazam olan Dukaginoğlu Ahmed Paşa&#8217;yi Çaldı­ran dönüşünde meydana ge­len yeniçeri ayaklanmasında rol oynadığı için öldürtmüş­tür. Veziriazamlığının yanı sı­ra Mısır valiliğine getirilen Yunus Paşa ise orada yaptığı yolsuzluklar nedeniyle idam edilmiştir.</p>
<p>Tek Türk veziriazamı olan Piri Mehmed Paşa, seleflerinin durumuna düşme ihtimali bü­yük olduğundan bir gün Ya­vuz&#8217;a &#8220;Kendisini ne zaman öl­dürteceğini&#8221; sormuş, Yavuz da bu soruya şakayla karışık, &#8216;Yerine uygun birisini bula­madığını, bulduğu gün öldür­teceğini&#8217; söylemiş. Piri Meh­med Paşa, I. Selim&#8217;in ölümün­den sonra Kanuni&#8217;ye de veziriazamlık yapmıştır. Yavuz bir sıra, 6 ay kadar veziriazam dahi atamamış; devleti doğru­dan kendisi idare etmiştir.</p>
<p><em><strong>9 &#8211; Yavuz Selim nasıl öldü?</strong></em></p>
<p><a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/yavuz-madalyon-olurken.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-41" title="yavuz madalyon ölürken" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/yavuz-madalyon-olurken.jpg?w=280&#038;h=283" alt="" width="280" height="283" /></a>Yavuz   ömrünün   son günlerinde Edirne&#8217;ye gider. Buraya gitme­den önce sırtında çıkan &#8216;şir­pençe&#8217; isimli bir çıbandan ra­hatsızdır. Bu çıbanı hamamda sıktırıp, ovdurtması ve ardın­dan Edirne&#8217;ye at sırtında git­meye çalışması, hastalığını iyi­ce artırır. Padişahın hastalığı­nın artması nedeniyle Çorlu yakınlarında babasıyla savaş­tığı yerde durulmuş ve bura­da 40 gün kalınmıştı. Ya­vuz&#8217;un hastalığı günden gü­ne ağırlaşmış ve 21 Eylül 1520&#8242;yi 22 Eylül&#8217;e bağla­yan gece vefat etmiştir.</p>
<p>Bir tek oğlu olmasına rağmen ölümü, karışıklık çıkmaması düşüncesiyle, ön­ceki padişahlarda olduğu gibi saklanmıştır.</p>
<p><em><strong>10 &#8211; Kanuni&#8217;ye nasıl bir miras &#8220;bıraktı?</strong></em></p>
<p>Osmanlı  padişahları içerisinde en şanslı olarak tahta çıkan kişi, Kanuni Sultan Süley­man&#8217;dır.</p>
<p>Tek erkek çocuk olduğu için kardeşleriyle mücadele et­mek zorunda kalmadan, ba­basının kısa sürede oldukça kuvvetlendirip zenginleştirdiği Avrupa&#8217;nın en büyük devleti­nin başına geçmiştir.</p>
<p>Kanuni tahta çıktığında Osmanlı İmparatorluğu arazi, nüfus ve bütçe açısından Av-rupa&#8217;daki devletlerin her bi­rinden daha büyüktü.</p>
<p>1525/26 yılı Osmanlı bütçesinde, devletin gelirleri 9.5 milyon duka altınıdır. Ay­nı yıl İspanya&#8217;nın gelirleri 9 milyon, Fransa&#8217;nınki 5 mil­yon, Venedik&#8217;in ise 4 milyon altındı.</p>
<p>I. Selim, ömrünün son yıl­larında tersaneleri genişletip sayılarını da artırarak Os­manlı deniz kuvvetlerini güç­lendirmişti. Bunun nedeni, Avrupalılarla yapılan mü­cadelenin   sadece   kara kuvvetleriyle başarılamayacağını idrak etmesindendi.</p>
<p>Yavuz&#8217;un denizcilik sahasında yaptığı hazır­lıklar, Kanuni devrinde denizlerde Avrupalı dev­letlere karşı kazanılan ba­şarıların alt yapısını hazırla­mıştır.</p>
<p><em><br />
</em></p>
<p><em>•  Selahattin Tansel, Yavuz Sultan Selim, Ankara 1969</em><em> </em></p>
<p><em>•  Jean-Louis Bacque Grammont, </em><em>&#8220;XVI. </em><em>Yüzyılın İlk Yarısında Osmanlılar ve Safeviler&#8221;, Prof. Dr. Bekir Kütükoğlu&#8217;na Armağan, İstanbul, s. 205-220</em><em> </em></p>
<p><em>•  Çağatay Uluçay, &#8220;Yavuz Sultan Selim Nasıl Padişah Oldu ?&#8221;, Tarih Dergisi, sayı 6-8</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>•  Şehabettin Tekindağ, &#8220;II. Bayezit&#8217;in Ölümü Meselesi&#8221;, Tarih Dergisi, sayı 24 (İstanbul 1970), s. 1-16</em><em></em></p>
<p><em>•  Mustafa Cezar vd., Mufassal Osmanlı Tarihi, II, İstanbul 1958</em><em></em></p>
<p><em>•  Geza Perjes, Mohaç Meydan Muharebesi, çev. Şerif Baştav, Ankara 1988</em></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/populertarih.wordpress.com/35/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/populertarih.wordpress.com/35/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/populertarih.wordpress.com/35/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/populertarih.wordpress.com/35/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/populertarih.wordpress.com/35/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/populertarih.wordpress.com/35/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/populertarih.wordpress.com/35/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/populertarih.wordpress.com/35/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/populertarih.wordpress.com/35/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/populertarih.wordpress.com/35/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/populertarih.wordpress.com/35/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/populertarih.wordpress.com/35/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/populertarih.wordpress.com/35/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/populertarih.wordpress.com/35/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=populertarih.wordpress.com&amp;blog=8113733&amp;post=35&amp;subd=populertarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://populertarih.wordpress.com/2010/06/22/10-soruda-yavuz-sultan-selim-ve-donemi-yazi-dizisi-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f54e041850472eeb2843637ea619d5ce?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">okans</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/yavuz-para.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">yavuz para</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/yavuz-portre.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">yavuz portre</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/caldiran-savasi.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">çaldıran savaşı</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/yavuz-madalyon-olurken.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">yavuz madalyon ölürken</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>10 Soruda Türklerin Anadolu&#8217;ya Gelişi Yazı Dizisi [2]</title>
		<link>http://populertarih.wordpress.com/2010/06/21/10-soruda-turklerin-anadoluya-gelisi-yazi-dizisi-2/</link>
		<comments>http://populertarih.wordpress.com/2010/06/21/10-soruda-turklerin-anadoluya-gelisi-yazi-dizisi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 10:36:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okans</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazı Dizileri]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu nasıl fethedildi?]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu ne zaman Türkiye oldu]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Selçuklu Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Asya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkler neden Orta Asya'dan ayrıldılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkler'in Anadolu'ya Gelişi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://populertarih.wordpress.com/?p=25</guid>
		<description><![CDATA[Türklerin Anadolu&#8217;ya gelişi denilince, ilk akla gelen, hep Malazgirt Savaşı&#8217;dır&#8230; Oysa bu büyük zafer, Türklerin Anadolu&#8217;yu fethiyle ilgili diğer olayları, önemli ayrıntıları unutturmaktadır. Bu yazımızda, Türklerin Anadolu&#8217;ya gelişleri ve fetihleriyle ilgili konuları tartışma yoluna gittik. 1. Türkler neden Orta Asya&#8217;dan ayrıldılar? 2. Niçin Anadolu&#8217;ya geldiler? 3. Türkler geldiğinde Anadolu&#8217;da kimler vardı? 4. Anadolu&#8217;ya ilk olarak [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=populertarih.wordpress.com&amp;blog=8113733&amp;post=25&amp;subd=populertarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Türklerin Anadolu&#8217;ya gelişi denilince, ilk akla gelen, hep Malazgirt Savaşı&#8217;dır&#8230; </strong></em></p>
<p><em><strong>Oysa bu büyük zafer, Türklerin Anadolu&#8217;yu fethiyle ilgili diğer olayları, </strong></em></p>
<p><em><strong>önemli ayrıntıları unutturmaktadır. Bu yazımızda, </strong></em><em><strong>Türklerin Anadolu&#8217;ya gelişleri ve fetihleriyle ilgili </strong></em><em><strong>konuları tartışma </strong></em></p>
<p><em><strong>yoluna gittik.</strong></em></p>
<p><em>1. Türkler neden Orta Asya&#8217;dan ayrıldılar?<a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/demir-dovme.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-26" title="demir dövme" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/demir-dovme.jpg?w=249&#038;h=345" alt="" width="249" height="345" /></a><br />
</em></p>
<p><em>2. Niçin Anadolu&#8217;ya geldiler?</em></p>
<p><em>3. Türkler geldiğinde Anadolu&#8217;da kimler vardı?</em></p>
<p><em>4. Anadolu&#8217;ya ilk olarak ne zaman geldiler?</em></p>
<p><em>5. Malazgirt&#8217;ten önce kazanılan savaş hangisidir?</em></p>
<p><em>6. Anadolu nasıl fethedildi?</em></p>
<p><em>7. Anadolu&#8217;ya ne kadar Türk geldi?</em></p>
<p><em>8. Anadolu&#8217;ya yalnızca göçebe Türkler mi geldi?</em></p>
<p><em>9. Anadolu, ne zaman Türkiye oldu?</em></p>
<p><em>10. Anadolu Selçuklu devleti ne zaman kuruldu?</em></p>
<p><span id="more-25"></span></p>
<p>1 &#8211; Türkler neden Orta Asya&#8217;dan ayrıldılar?</p>
<p>Proto-Moğollardan Kıtayların 924 yılında Orhun havalisine hakim olmalarıyla birlikte bu bölgedeki Türk boyları batıya göçmeye başladı. Türk boyları birbirlerini sıkıştırarak batıya doğru ilerlediler. 1027 yılına gelindiğinde, artan Kıtay baskısı sonucu Türklerin batıya göçü büyük bir sel halini almıştı. Kay ve Kıpçak baskısı ile Oğuzlar yurtlarından ayrıldılar. Şamanı Peçenek ve Oğuzlar Doğu ve Orta Avrupa&#8217;ya, Balkanlar&#8217;a, Müslüman Oğuzlar ise Mâverâünnehr&#8217;e, Horasan&#8217;a ve diğer İslâm ülkelerine göçtüler. Oğuzlar 1040 yılında Dandakan&#8217;da Selçukluların idaresinde Gaznelileri yenip kendi devletlerini kurdular. Ancak Orta Asya&#8217;dan on binlerce Türk, Moğol kabilelerinin baskısıyla batıya göçe devam ediyordu. Mâverâünnehr bölgesi onları barındırmaya yetmedi ve yeni yurt aramaya başladılar.</p>
<p>2 – Niçin Anadolu&#8217;ya geldiler?</p>
<p>Büyük Selçuklu devleti kurulmadan önce Oğuzlardan kopan bir kısım boylar Azerbaycan, Güneydoğu Anadolu ve Irak&#8217;a gitmişlerdi. Göktaş, Buka, Mansur ve Anasıoğlu idaresi altındaki Türkmenler, Cizre ve Diyarbakır havalisiyle Musul&#8217;u ele geçirmişlerse de, uzun süre buralarda hakim olamayıp Azerbaycan&#8217;a geri dönmek zorunda kalmışlardır. Kendilerine yurt, hayvanlarına da otlak arayan Türkmen kitleleri, Büyük Selçuklu topraklarına gelmeye devam ediyordu. Selçuklular bunları kargaşa çıkarmalarını ve otlak sıkıntısına meydan vermelerini önlemek için Anadolu&#8217;ya yönelttiler. Büyük Selçuklu hükümdarı Tuğrul Bey&#8217;in üvey kardeşi İbrahim Yinal büyük bir Türkmen kitlesini 1048 yılında Anadolu&#8217;ya gönderdi. Türkler, Suriye ve Irak&#8217;a da gidip yerleşmişlerse de, bu ülkelerin çok iç taraflarına gitmemişlerdir. Bölgenin iklimi ve otlak durumunun, hayvanları için uygun olmaması bu bölgelerde Türklerin fazla yayılmasına engel olmuştur. C. Cahen, Türklerin Mezopotamya ve Suriye&#8217;de gerçek bir yerleşim göstermeyip askeri hakim sınıf olarak kalmalarının nedenini, bu bölgede Bedevi ve Kürt çobanların bulunması ve Türk develerinin sıcak iklime uyum gösterememesi olarak izah eder. Anadolu ise iklimi ve geniş odaklarıyla Türklerin yaşantısına uygundu. Anadolu&#8217;nun nüfus açısından yoğunluğa sahip olmaması ve Türklere direnecek askeri organizasyonunun bulunmaması da Türkmenlerin gelmesi için teşvik edici unsurlar olmuştur.</p>
<p>3 – Türkler geldiğinde Anadolu&#8217;da kimler vardı?</p>
<p>Selçuklular Anadolu&#8217;ya geldiğinde burada Rumlar, Ermeniler, Süryaniler ve Araplar vardı. Ancak Bizans, Anadolu&#8217;nun tek hakimiydi. İlk Türk akınlarının başladığı sırada Ani, Van, Lori ve Kars&#8217;ta Ermeni prenslikleri bulunuyordu. Bizans İmparatorluğu, II. Basilios&#8217;un 1021&#8242;deki Doğu Anadolu seferlerinden itibaren bu bölgedeki Ermeni prensliklerini ortadan kaldırmıştır. Son Ermeni prensliği de 1064&#8242;te Selçukluların korkusundan Bizans&#8217;a tabi olmak zorunda kalmıştır. Bizans İmparatorluğu Ermeni prensliklerinin siyasi hakimiyetlerine son verdikten sonra, önemli miktarda Ermeni kitlesini İç Anadolu&#8217;ya yerleştirmiştir. Ayrıca Bizans, Ermeni ve Süryanileri Ortodoksluğu kabule zorluyordu. Bu durum bu halkların Anadolu&#8217;nun müdafaasında, Bizanslılara yardım etmemesine neden olmuştur. Ermeni tarihçi Urfalı Matheos ile Süryani tarihçi Mihael&#8217;in yapıtlarında Bizanslılara karşı olan bu kinin izleri görülmektedir. Süryani Mihael&#8217;in şu sözleri bu durumu açıkça göstermektedir: &#8220;Türkler, şerir ve rafizi Rumlar gibi kimsenin dinine ve inancına karışmıyor; hiçbir baskı ve zulüm düşünmüyorlardı.&#8221; Anadolu&#8217;da görülen bir diğer topluluk da Hıristiyan Türklerdir. Selçukluların akınlarına karşı Bizans, Balkanlara gelmiş ve burada Hıristiyan olmuş Oğuz (Guz), Kıpçak (Kuman) ve Peçenek Türklerini zaman zaman Anadolu&#8217;ya getirip yerleştirerek bir savunma hattı oluşturmaya çalışmıştır. Bilhassa Bizans İmparatoru Laskarides ve Paleologlar zamanında, Hıristiyan Türklerin geniş ölçüde Anadolu&#8217;ya getirildiğini görüyoruz. Hıristiyan Türklerin önemli bir kısmı zaman içerisinde Müslümanlaşmışsa da bir kısmı günümüze kadar Hıristiyan kimliklerini devam ettirmişlerdir.</p>
<p>4 &#8211; Anadolu&#8217;ya ilk ne zaman geldiler?</p>
<p>Türklerin Anadolu&#8217;ya gelişini MÖ 3000-2000 yıllarına kadar çıkaranlar varsa da, bu iddialar tarihçiler arasında genel kabul görmüş fikirler değildir. Anadolu&#8217;ya ilk Türk girişi IV. yüzyılın sonlarına doğru Batı Hunları (Avrupa Hunları) tarafından gerçekleştirilmiştir. Hunlar bir taraftan Balkanlar üzerinden Trakya&#8217;ya yürürlerken diğer taraftan Batı Hunlarının doğu bölümü de Kafkas dağlarını aşıp Anadolu&#8217;ya girmişti. Kursık ve Barsık isimli iki komutan idaresindeki Hun atlıları Erzurum üzerinden Malatya&#8217;ya ulaştılar. Çukurova&#8217;ya İndiler, Urfa ve Antakya&#8217;yı kuşattılarsa da alamadılar. Kudüs&#8217;e kadar inen Hunlar, burada fazla kalmadılar ve 396 yılında tekrar Kafkaslar&#8217;a döndüler. İki yıl sonra tekrar Anadolu içlerine girmişlerse de, bu bölgede yerleşmeye dönük bir teşebbüsleri olmamıştır. Hunlardan sonra Anadolu&#8217;ya Türklerin ikinci gelişi Sabarlar Tarafından gerçekleştirildi. İdil, Don ve Kuban ırmakları arasındaki bölgede bir devlet kurmuş olan Sabar Türkleri VI. yüzyılda Kafkaslar&#8217;ın güneyine kadar olan toprakları ele geçirdiler. Daha sonra Kayseri, Konya, Ankara taraflarına şiddetli akınlar yapmışlardır. Selçuklular, Karahanlı ve Gazneliler karşısında tutunamayınca 1018&#8242;de Çağrı Bey 3000 süvari ile büyük mesafeleri ve çeşitli tehlikeleri aşarak Doğu Anadolu&#8217;ya bir sefer yaptı. Azerbaycan&#8217;da rastladığı Türkmenleri de alıp birlikte Van gölü civarını ele geçirmişti. Çağrı Bey, bu başarılı akının ardından uzun mesafeleri tekrar geçip Buhara&#8217;ya döndü. Ailesi mensuplarına Anadolu&#8217;da kendilerine karşı koyabilecek kimseye rastlayamadığını bildiriyordu. Selçuklular, Gaznelileri mağlup edip Mâverâünnehr bölgesine hakim oldukları için kendileri Anadolu&#8217;ya gitmemişler, ancak sel halinde ülkelerine gelen Türkmenleri Anadolu&#8217;ya göndermişlerdir.</p>
<p>5 &#8211; Malazgirt&#8217;ten önce kazanılan savaş hangisidir?</p>
<p>İbrahim Yİnal, 1047 yılında Nişapur&#8217;a gelen Türkmen kitlelerini Anadolu&#8217;ya göndermiş ve kendisinin de arkalarından geleceğini vaad etmişti. Bu sırada (1047/1048) Selçuklu hanedanından Hasan Bey komutasındaki kuvvetler de Van gölü havzasını el geçirmek için harekete geçmişlerdi. Vaspurakan Bizans Valisi Aaron Selçukluları Büyük Zap Suyu civarında pusuya düşürerek mağlup etti. Savaşta Hasan Bey de şehit olmuştu. Bu olayın ardından büyük bir ordu ile Anadolu&#8217;ya gelen İbrahim Yinal ve Kutalmış, Bizans kuvvetlerini Pasin ovasındaki Hasankale&#8217;de 18 Eylül 1048&#8242;de büyük bir mağlubiyete uğrattılar. Bu zafer üzerine Türkmenler Anadolu&#8217;da yayılma imkânı bulmuşlar ve Trabzon&#8217;a kadar ilerlemişlerdir.</p>
<p>6 – Anadolu nasıl fethedildi?</p>
<p><a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/malazgirt-savasi-temsili-resim.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-27" title="malazgirt savaşı temsili resim" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/malazgirt-savasi-temsili-resim.jpg?w=245&#038;h=300" alt="" width="245" height="300" /></a>Hasankale zaferinden (1048) sonra Anadolu&#8217;ya yayılmaya başlayan Türkmen kitleleri, 1059&#8242;da Sivas ve Malatya&#8217;yı ele geçirdiler. 1064&#8242;te Alparslan Kars&#8217;ı fethetti. 1067&#8242;ye gelindiğinde Kayseri, Niksar ve Konya fethedilmişti. Afşin, 1068&#8242;de Anadolu&#8217;yu boydan boya geçip İstanbul Boğazı&#8217;na kadar ilerlemişti. Türkmenler Anadolu&#8217;nun doğu ve orta kısımlarına yayılmışlar ise de burası henüz onlar için emin bir yurt değildi. Zira Türkmenlerin düzenli Bizans ordularına karşı mücadele edecek güçleri yoktu. Bu yüzden Bizans orduları üzerlerine geldiği zaman, Türkmenler Kafkaslar&#8217;a çekilmek zorunda kalıyorlardı. Ayrıca Anadolu&#8217;nun fethedilememiş pek çok müstahkem mevki ve kaleleri vardı. Buraların yeterli muhasara silahına sahip olmayan Türkmenler tarafından ele geçirilmesi oldukça zordu. Selçuklu orduları da Türkmenleri himaye için her zaman Anadolu&#8217;ya gelemiyordu. 26 Ağustos 1071&#8242;de kazanılan Malazgirt zaferi Bizans ordusunu çökertti ve Anadolu&#8217;nun kapılarını sonuna kadar Türkmenlere açtı. Bizans&#8217;ın yediği bu büyük darbe Türkmenlerin Anadolu&#8217;ya sel halinde akışını sağlamıştır. Malazgirt zaferinden sonra esir Bizans İmparatoru Romanos Diogenes ile Alparslan&#8217;ın yaptığı anlaşma yeni Bizans İmparatoru tarafından bozuldu. Bunun üzerine Alparslan, Artuk Bey&#8217;i Anadolu&#8217;nun fethi ile görevlendirdi. Artuk Bey&#8217;in, Alparslan&#8217;ın ölümünden sonra İran&#8217;a geri çağrılması üzerine onun yerini Tutak Bey aldı. Ancak asıl başarı Alparslan&#8217;a karşı taht mücadelesi yaparken öldürülen Kutalmış&#8217;ın oğulları sayesinde kazanıldı. Alparslan&#8217;ın oğulları ve kardeşleri arasındaki taht mücadelesi sırasında İran&#8217;da esaret altında bulunan Kutulmış&#8217;ın oğulları kaçarak Anadolu&#8217;ya geldiler. Daha önce babalarına ve Alparslan&#8217;ın eniştesi El-basan&#8217;a bağlı Yabgulu Türkmenleri ile İbrahim Yinal&#8217;a bağlı aşiretler Anadolu&#8217;ya gelmişlerdi. Bunlar İran&#8217;daki taht mücadelelerinde başarıya ulaşamamış küskün Oğuz kitleleri idi ve kendi başlarına geçecek Selçuklu  hanedanından birisini bekliyorlardı. Kutalmış oğlu Süleyman Şah bu Türmenlerin başına geçti ve kısa sürede Orta Anadolu&#8217;dan İznik&#8217;e kadar olan sahayı ele geçirip Türkiye Selçukluları Devleti&#8217;ni kurdu. Bu devlet Büyük Selçuklular&#8217;a tabi olmadığı gibi aralarında düşmanlık da bulunuyordu. Alparslan&#8217;ın oğlu Melikşah, Kutalmış oğlunun kurduğu bu devleti ortadan kaldırmak için Bizans&#8217;la dahi işbirliği yapmış, ancak ölümü üzerine teşebbüsü akim kalmıştı.</p>
<p>Kutalmış oğlu Süleyman Şah&#8217;tan önce Anadolu&#8217;ya gelen Artuk Bey&#8217;in oğulları Doğu ve  Güneydoğu Anadolu&#8217;da (Diyarbakır- Mardin-Elazığ-Hasankeyf) bir beylik kurdular. Daha sonra gelen Türkmen beyleri Saltuk Bey (Erzurum), Danişmend Gazi (Sivas-Amasya-Tokat), Mengücek Gazi de (Erzincan- Divrığı) Orta ve Doğu Anadolu&#8217;da kendi beyliklerini kurarak o bölgelerin Türkleşmesini sağlamışlardır.</p>
<p>7 &#8211; Anadolu&#8217;ya ne kadar Türk geldi?</p>
<p>Yüzyılın ortalarından itibaren Türkler Anadolu&#8217;da yerleşmeye başladılar. Asıl yerleşme ise Malazgirt Savaşı ile oldu. Malazgirt&#8217;ten sonra Anadolu ile Türkistan arasında bir &#8216;göç kanalı&#8217; oluştu. Türkmenler, kümeler halinde gelmeye başladılar. Ancak ne kadar Türk&#8217;ün geldiğini tam olarak bilemiyoruz. Claude Cahen, ilk başta gelenlerin çok büyük miktarda olamayacağını belirtir. Anadolu&#8217;ya Türkmenlerin gelişi bir anda olmamış, birkaç yüzyıl sürmüştür. En önemli göç dalgalarından birisi XIII. yüzyılda Türkistan&#8217;ın Moğol istilasına uğramasından sonra gerçekleşmiştir. Türkmenler, Anadolu&#8217;ya her zaman doğrudan gelmemişlerdir. Bir kısmı Azerbaycan, Irak ve Suriye&#8217;ye gitmiş, bir müddet oralarda kaldıktan sonra Anadolu&#8217;ya geçmişlerdir. Türkmenlerin göçü XVI. yüzyılda Safevi devletinin kurulmasına kadar devam etmiştir. Safeviler zamanında Türkistan ile Anadolu arasındaki göç kanalı kapanmıştır. Türklerin gelmesinden sonra Anadolu&#8217;nun yerli ahalisinden bir kısmı zamanla din değiştirerek Türkleşmiştir. Ancak bu rakam çok büyük miktarlarda değildir. Selçuklu tarihçileri hiçbir zaman toplu ihtidalara rastlanmadığını belirtirler. C. Cahen, Türkler ile Rumların iyi ilişkiler içerisinde olduklarını, ancak bir kaynaşmanın olmadığını söylemektedir. XVI. yüzyılın sonlarındaki Osmanlı kayıtları incelendiğinde, bu dönemde Anadolu&#8217;da yerleşik hayata tam olarak geçmemiş yaklaşık olarak 1 milyon Yörük/Türkmenin bulunduğu görülür. Sadece Ulu Yörük ve Dulkadir Türkmenlerinin nüfusu 300 bin civarındadır. Ayrıca, bu yüzyıla gelindiğinde, önemli miktarda Türkmenin yerleşik hayata geçtiği de görülmektedir. Bunların da nüfusu 1 milyonu geçmektedir. Bu durum Anadolu&#8217;nun yerli halkı ile çok büyük oranda karışmanın olmadığını göstermektedir. Anadolu&#8217;ya gelen Türklerin büyük bir bölümü Oğuzlardır. Oğuzların (Türkmenlerin) 24 boyunun tamamı Anadolu&#8217;ya gelmiştir. Bunların dışında Türklerin diğer kabilelerinden Kıpçaklar (Kumanlar), Peçenekler (Oğuzların 24 boyundan birisi olan Peçeneklerden başka bir kabiledir), Akhunlar (Eftalitler), Bulgarlar da gelmişlerdir.</p>
<p>8 &#8211; Anadolu&#8217;ya yalnızca göçebe Türkler mi geldi?</p>
<p>Anadolu&#8217;ya gelen Türklerin büyük bir kısmı göçebedir. Ancak göçebe Türklerin yanı sıra önemli sayılabilecek miktarda yarı yerleşik ve tam yerleşik yaşayışta bulunan Türkler de gelmiştir. Divan-ı Lugat-ı Türk&#8217;teki yerleşik hayatla ilgili kelimeler ile Türkiye Türkçesindekiler karşılaştırıldığında, birçoğunun aynı olduğu görülmüştür. Faruk Sümer, göçebe Türkmenlerin haricinde birçok aydın, sanatkâr ve tüccarın da geldiğini belirtir. Anadolu&#8217;ya asıl yerleşik nüfus, XIII. yüzyılda Moğol istilası sonucu Türkistan&#8217;daki şehirlerin tahrip edilmesi üzerine gelmiştir. Türkmenler Anadolu&#8217;ya gelirken çadırlarını, yetiştirdikleri hayvanlarını, göçebe ve şehirli yaşayışa ait kültürlerini, silah, kıyafet ve edebî değerlerini de beraberlerinde getirdiler.</p>
<p>9 &#8211; Anadolu ne zaman Türkiye oldu?</p>
<p>Türklerin akın akın Anadolu&#8217;ya gelmeleri sonucu Avrupa&#8217;da burası &#8216;Türkiye&#8217; diye anılmaya başlanılmıştır. Faruk Sümer, 1085 tarihinden itibaren Avrupalıların Anadolu&#8217;ya Türkiye demeye başladıklarını belirtir. Friedrich Barbarossa&#8217;nın haçlı seferinden itibaren Batılı yazarlar Anadolu&#8217;dan, Türk hakimiyetine giren hiçbir ülkeye vermedikleri bir adla &#8220;Turchia/ Turquie&#8221; (Türkiye) diye söz etmeye başlamışlardır. Bu haçlı seferinden yarım yüzyıl sonra Simon de Saint-Quentin bu isimlendirmeyi sistematik hale getirmiştir. Claude Cahen&#8217;e göre, Anadolu&#8217;da &#8216;Türkleşme&#8217; yoğunluğu ne olursa olsun, o zamanki Türkiye&#8217;nin sınırları ne kadar belirsiz olursa olsun, çağdaşlarının gözünde Anadolu&#8217;nun Türk niteliği ülkenin bütününe damgasını vurmuştur. Avrupalı yazarlar Anadolu&#8217;ya &#8216;Türkiye&#8217; derken, Müslüman yazarlar, Selçuklular devlet kurduktan sonra dahi, hiçbir siyasal anlamı kalmamasına rağmen &#8216;Rum/Roma&#8217; sözünü kullanmaya devam etmişlerdir.</p>
<p>10 – Anadolu Selçuklu devleti ne zaman kuruldu?</p>
<p><a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/suleyman-sah.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-29" title="süleyman şah" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/suleyman-sah.jpg?w=147&#038;h=194" alt="" width="147" height="194" /></a>Malazgirt savaşından çok kısa bir süre sonra Türkler İstanbul&#8217;un yanı başındaki İznık&#8217;e kadar olan toprakları ele geçirip Anadolu&#8217;daki ilk devletlerini kuruyorlardı. Bu devletin kuruluş tarihi çeşitli tartışmalara neden olmuştur. Anadolu Selçuklu Devleti&#8217;nin hangi tarihte kurulduğu konusunda araştırmacılar çeşitli tarihler ileri sürmüşlerdir. M. Altay Köymen, 1073 tarihini gösterir. Ayrıca aynı devletin 1077 ve 1092 tarihlerinde iki defa daha kurulduğu fikrindedir. M. Halil Yinanç 1077, Z. Velidi Togan 1080, J. Laurent ise 1080 yılında kurulduğunu ileri sürmektedirler. Osman Turan ve İbrahim Kafesoğlu&#8217;nun Anadolu Selçuklu Devleti&#8217;nin kuruluşu olarak gösterdikleri tarih ise 1075&#8242;tır. Bu iki tarihçinin 1075 yılını kabul etmelerine dayanak yaptıkları deliller, bu tarihin doğru olduğunu göstermektedir. Süryanî Mihail, Anna Kommena ve Zonaras&#8217;ın eserlerindeki kayıtlar 1075 yılında Süleyman Şah&#8217;ın bağımsızlığını ilan ederek &#8216;Sultan&#8217; ünvanını aldığını göstermektedir. Aynı yıl Bizans&#8217;la yapılan antlaşma, bağımsızlığın hukukî belgesini teşkil etmektedir.</p>
<p><em>• Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye Tarihi, İstanbul 1984</em></p>
<p><em>• H Claude Cahen, Osmanlılardan Önce Anadolu, çev. Erol Üyepazarcı, İstanbul 2000</em></p>
<p><em>• B Claude Cahen, &#8216;Türklerin Anadolu&#8217;ya İlk Girişi&#8217;, çev. B. Yediyıldız-Y. Yücel, Belleten, Sayı 201 (Ankara 1988), s. 1375- 1431</em></p>
<p><em>• M Gülay Öğün, &#8216;Türk Fethi Öncesi Bizans&#8217;ın Doğu Anadolu Siyaseti&#8217;, Yüzüncü Yıl Ün. Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı 2 (Van 1991),</em></p>
<p><em>s. 73-80</em></p>
<p><em>• İbrahim Kafesoğlu, &#8216;Anadolu Selçuklu Devleti Hangi Tarihte Kuruldu?&#8217;, Tarih Enstitüsü Dergisi, Sayı 10-11 (İstanbul 1981), s. 1-28</em></p>
<p><em>• İS Faruk Sümer, &#8216;Anadolu&#8217;ya Yalnız Göçebe Türkler mi Geldi?&#8217;, Belleten, Sayı 96 (Ankara 1960), s. 567-594</em></p>
<p><em>• Ali Sevim, Anadolu&#8217;nun Fethi, Ankara, 1988</em></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/populertarih.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/populertarih.wordpress.com/25/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/populertarih.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/populertarih.wordpress.com/25/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/populertarih.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/populertarih.wordpress.com/25/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/populertarih.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/populertarih.wordpress.com/25/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/populertarih.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/populertarih.wordpress.com/25/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/populertarih.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/populertarih.wordpress.com/25/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/populertarih.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/populertarih.wordpress.com/25/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=populertarih.wordpress.com&amp;blog=8113733&amp;post=25&amp;subd=populertarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://populertarih.wordpress.com/2010/06/21/10-soruda-turklerin-anadoluya-gelisi-yazi-dizisi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f54e041850472eeb2843637ea619d5ce?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">okans</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/demir-dovme.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">demir dövme</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/malazgirt-savasi-temsili-resim.jpg?w=245" medium="image">
			<media:title type="html">malazgirt savaşı temsili resim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/suleyman-sah.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">süleyman şah</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>10 Soruda Yeniçeriler              Yazı Dizisi [1]</title>
		<link>http://populertarih.wordpress.com/2010/06/19/10-soruda-yeniceriler-yazi-dizisi-1/</link>
		<comments>http://populertarih.wordpress.com/2010/06/19/10-soruda-yeniceriler-yazi-dizisi-1/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jun 2010 09:44:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okans</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazı Dizileri]]></category>
		<category><![CDATA[Devşirme Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçeri Ocağı]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçeri Ocağı nasıl bozuldu]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçeri İsyanları]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçeriler]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçerilerin imparatorluğa katkısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://populertarih.wordpress.com/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun &#8216;efsanevi&#8217; askerleri olarak yeniçeriler, ilginç bir tarihi serüvenin tanıklarıdır. Savaşlardaki başarıları, isyanları ve en sonunda, ortadan kaldırılışlarıyla hep akıllarda yer etmişler, hep tartışmalara konu olmuşlardır. 1. Yeniçeri Ocağı ne zaman kuruldu? 2. Devşirme sistemi nasıl işliyordu? 3. Devşirme sisteminin etkisi ne olmuştur? 4. İlk yeniçeri isyanı ne zaman oldu? 5. Yeniçeri Ocağı nasıl [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=populertarih.wordpress.com&amp;blog=8113733&amp;post=14&amp;subd=populertarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong><em>Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun &#8216;efsanevi&#8217; askerleri olarak yeniçeriler, ilginç bir tarihi serüvenin tanıklarıdır. Savaşlardaki başarıları, isyanları ve en sonunda, ortadan kaldırılışlarıyla hep akıllarda yer etmişler, hep tartışmalara konu olmuşlardır.</em></strong></p>
<p><em>1. Yeniçeri Ocağı ne zaman kuruldu?<a href="http://okans.files.wordpress.com/2010/06/rs7032429487167321.jpg"><img class="alignright" title="rs703242948716732" src="http://okans.files.wordpress.com/2010/06/rs7032429487167321.jpg?w=240&#038;h=386" alt="" width="240" height="386" /></a><br />
</em></p>
<p><em>2. Devşirme sistemi nasıl işliyordu?</em></p>
<p><em>3. Devşirme sisteminin etkisi ne olmuştur?</em></p>
<p><em>4. İlk yeniçeri isyanı ne zaman oldu?</em></p>
<p><em>5. Yeniçeri Ocağı nasıl bozuldu?</em></p>
<p><em>6. Yeniçeri Ocağı niçin ortadan kaldırıldı?</em></p>
<p><em>7. Yeniçeri Ocağı nasıl ortadan kaldırıldı?</em></p>
<p><em>8. Yeniçeriliğin kaldırılmasının etkileri ne idi?</em></p>
<p><em>9. Yeniçerilerin Bektaşilikle ilgisi nedir?</em></p>
<p><em>10. Yeniçerilerin imparatorluğa katkısı ne idi?</em></p>
<p><span id="more-14"></span></p>
<p>1 &#8211; Yeniçeri Ocağı ne zaman kuruldu?</p>
<p>Osmanlılar kendilerinden önceki Türk devletlerinde bulunan gulam usulünü geliştirerek devşirme sistemini kurmuşlardır. Beyliğin ilk dönemlerindeki askeri kuvvetler (yaya ve müsellemler, timarlı sipahiler, gaziler) Edirne&#8217;nin fethinden sonra İmparatorluğun artan askeri ihtiyacını karşılamamaya başladı. Ayrıca Osmanlı Beyliği yavaş yavaş merkezileşmeye başlıyordu. Bütün bu ihtiyaçlar merkezde bulunan daimi bir ordu tarafından karşılanabilirdi. I. Murad devrinde Çandarlı Kara Halil ile Kara Rüstem, Hıristiyan esirlerden merkezi bir ordu için istifade edilmesi düşüncesini ileri sürdüler. Bu teklif üzerine, Rumeli&#8217;de akınlarda bulunan beylere haber salınıp alınan esirlerin beşte birinin devlet hissesine ayrılması emredildi. Devlete verilen esirler belirli bir eğitimden geçirildikten sonra asker olarak kullanılmaya başlandılar. Böylece Kapıkulu Ocakları&#8217;nın temeli atılmış oldu. Yeniçeriliğin kuruluşu genelde I. Murad devrinde gösterilmekle birlikte, bunu Orhan Gazi zamanına indirenler de bulunmaktadır.</p>
<p>2 – Devşirme sistemi nasıl işliyordu?</p>
<p>Osmanlı askeri harekâtlarının büyüyerek devam etmesi ve merkezin güçlendirilmek istenmesi sebebiyle yeniçeriliğe alınan esirler, ocağın ihtiyacını karşılamamaya başladı. Bunun üzerine Hıristiyan çocukların devşirilmesi yoluna gidildi. Devşirme yöntemi Çelebi Mehmed zamanında uygulanmaya başlandıysa da, II. Murad döneminde kanunlaşmıştır. Bu sistem şu şekilde işliyordu: Kapıkulu ocaklarının ihtiyacı belirlenip Divan-ı Hümâyûn&#8217;a bildirilirdi. Buradan çıkacak karara göre, belirli bölgelerdeki Hıristiyan ailelerin 8 ile 20 yaş arasındaki gençlerinden, kanuna uygun olanlar devşirilirdi. Devşirme kanuna göre, Hıristiyan çocuklarının asilleri, papaz oğulları, her ailenin çocuklarından sadece en sağlıklı olan birisi alınır, tek çocuğu olanlar alınmazdı. Annesiz ve babasız olanlar, aç gözlü olanlar, çoban çocukları, doğuştan sünnetliler ile kel ve köse olanlar toplanmazdı. Evlenmiş ve bir sanat sahibi olmuş olanlar ile aşırı kısa veya uzunlar da devşirilmezdı. Uzun boylulardan fiziği düzgün olanlar sadece saray için toplanmıştır. Devşirme için genellikle Arnavut, Sırp, Bulgar, Hırvat, Rum, ve Boşnak çocukları tercih edilmiş, Türk, Acem, Rus, Yahudi, Kürt, Gürcü ve Çingene çocukları alınmamıştır. Hıristiyan olmayan topluluklardan sadece kendi istekleri üzerine Boşnaklardan devşirme alınmıştır. Devşirme sistemi XVI. Yüzyılın sonlarına kadar düzenli olarak uygulanmış, ancak XVII. yüzyıldan itibaren eski önemini kaybetmiş ve XVIII. yüzyılın ortalarında ise yürürlükten tamamen kalkmıştır.</p>
<p>3 –Devşirme sisteminin etkisi ne olmuştur?</p>
<p>Gibbons gibi bazı yazarlar, devşirme sistemini Türkleştirme ve Müslümanlaştırma siyaseti olarak görmektedirler. Ancak devşirme yöntemi Hıristiyanları Müslümanlaştırmak için değil, ordunun asker ihtiyacını karşılamak için kurulmuş ve uygulanmıştır. Devşirme her yıl değil, birkaç yılda bir belirli bölgelerden sınırlı sayıda toplanmış, Acemi Ocağı&#8217;nın mevcudu hiçbir zaman 10 bin kişiyi geçmemiştir. XV. Yüzyılın ortalarına doğru sahneye çıkan devşirme sistemi, XVII. Yüzyılın ortalarından itibaren büyük ölçüde uygulanmamıştır. İmparatorluğun ömrünün üçte birlik bölümünde işleyen bir sistem olmuştur. sebeplerle imparatorluğun içerisindeki Hıristiyanların çok ufak bir kısmı devşirme yöntemi sayesinde Türkleştirilmiştir.</p>
<p>4 &#8211; İlk yeniçeri isyanı ne zaman oldu?</p>
<p>Yeniçeriler akla hep isyanlarıyla gelir. İlk isyanları 1446 yılındaki &#8216;Buçuk Tepe Vakası&#8217;dır. II. Mehmed&#8217;in ilk hükümdarlığı sırasında, yeniçeriler paranın değerinin düşürülmesini bahane ederek ayaklanmış ve Şehabeddin Paşa&#8217;nın evini yağmaladıktan sonra Edirne&#8217;nin doğusunda bir tepeye çekilmişlerdir. İsyan, yeniçerilerin maaşlarına yarım (buçuk) akçe zam yapılarak yatıştırılmıştır. Ayaklanmanın asıl sebebi ise Çandarlı Halil Paşa&#8217;nın II. Murad&#8217;ı tekrar tahta geçirmek istemesi idi. Nitekim isyan karşısında genç hükümdarın zor duruma düşmesi üzerine, II. Murad Manisa&#8217;dan gelerek yeniden Osmanlı tahtına çıktı ve oğlunu da Manisa&#8217;ya vali olarak gönderdi. Bu isyan, yeniçerilerin daha sonraki tarihlerde sıkça rol oynadıkları hükümdar değişiklikleri sebebiyle iktidara, müdahale ile ortak olma sürecinin ilk adımıdır.</p>
<p>5 – Yeniçeri Ocağı nasıl bozuldu?</p>
<p>Kanuni döneminde meydana gelen Şehzade Bâyezid isyanının ardından, Anadolu&#8217;ya ve daha sonra İmparatorluğun</p>
<p>diğer bölgelerindeki önemli şehirlere yeniçeri garnizonları kuruldu. Bu yeniçeri birlikleri zamanla o bölgelerde idareyi ele geçirip, merkezin hakimiyetini devre dışı bıraktılar. XVI. yüzyılın sonlarında tüfekli piyade askeri ihtiyacının artması sebebiyle, Yeniçeri Ocağı&#8217;na, kanunlara aykırı olarak devşirme olmayan çeşitli meslek gruplarından kimseler alınmıştır. Daha önce askerlik dışında herhangi bir işle meşgul olmayıp, evlenmeden kışlalarında oturan yeniçeriler, XVI. yüzyılın sonlarından itibaren sayılarının artması ve düzenlerinin bozulması ile bu duruma uymamaya başlamışlardır. Yeniçeri Ocağı, profesyonel askerlerden oluşan bir teşkilat iken çeşitli meslekleri icra eden ve kışlalarına sadece maaş almak için uğrayan insanlarla dolu bir yer haline gelmiştir. XVIII. yüzyıla gelindiğinde ocak iyice bozulmuş, yeniçerilerin esamileri, yani görev beratları, alınıp satılan bir kâğıt haline gelmiştir. Bu yolla beş-on kişinin maaşının bir kişi tarafından alınması sıkça görülen bir durum olmuştur. İstanbul&#8217;da devlete karşı aslan kesilen yeniçeriler, savaş meydanlarına gitmemeye ve gitseler de kaçmaya başlamışlardır. Talim yapmadıkları ve yeni gelişen askeri uygulamaları da kabul etmedikleri için, Avrupalı askerler karşısında aciz kalmışlardır.</p>
<p>6 &#8211; Yeniçeri Ocağı niçin ortadan kaldırıldı?</p>
<p><a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/yeniceri.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-15" title="yeniçeri" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/yeniceri.jpg?w=202&#038;h=300" alt="" width="202" height="300" /></a>﻿﻿﻿Yeniçeri Ocağı&#8217;nı ortadan kaldırmayı ilk kez düşünen, II. Osman olmuştur. Ancak onun teşebbüsü başarılı olmadığı gibi, genç padişah hayatını da bu yolda kaybetmiştir. IV. Murad&#8217;ın çelik pençeleri sayesinde yeniçeri ocağı zorla bir disipline kavuşturulmuş ise de bu durum kısa sürmüştür. Disiplin ve itaat altında olmayan yeniçeriler sosyal ve siyasi yapıyı kendilerine uygun olarak değiştiriyorlardı. Yeniçeri Ocağı disiplin içerisinde bulunmadığı için, yeniçeriler kadın kaçırma, tüccar ve esnaftan haraç alma gibi kamu düzenini bozan faaliyetlerde bulunuyorlardı. XVIII. yüzyılın ikinci</p>
<p>yarısında ard arda uğranılan mağlubiyetler, İmparatorluğu yeni arayışlara götürmüştür. III. Selim döneminde, Yeniçeri Ocağı&#8217;na dokunulmadan Avrupa usulünde talimli asker yetiştirmek için harekete geçildiyse de kendilerini tehlikede gören yeniçeriler ayaklanarak padişahı devirmiş ve bu girişimi de baltalamışlardır. II. Mahmud&#8217;u tahta çıkaran Alemdar Mustafa Paşa da yeniçerilerin hedefi olur ve bir gece baskınında öldürülür. II. Mahmud yeniçerilerin gemi azıya almaları karşısında bir şey yapamamanın ezikliği ile sabretmiştır. III. Selim gibi talimli asker yetiştirmek için harekete geçen II. Mahmud, engel olmamaları için yeniçerileri iknaya çalışmış, önde gelenlerine para ve rütbeler vaadetmiştir. Yeniçerilerin seslerini çıkarmamaları üzerine, 7.650 yeniçeri eşkinci olarak yazılıp, talimli asker yetiştirmek için harekete geçildi. Ancak Yeniçeri Ocağı içten içe yine kaynıyordu. Devlet ileri gelenleri ocağın ihtiyarlarını toplayıp iknaya çalışıltıysa da aldıklar cevap daha önceki dönemlerde verilenle aynıydı: &#8220;Biz cahil adamlarız, talime aklımız ermez, talim gavur işidir, biz testiye nişan atar, nişan vurur, keçeye kılıç çalarız.&#8221; Artık yeniçeri ocağı zorla ortadan kaldırılmadan, askeri alanda ve diğer sahalarda bir yenilik yapılamayacağı iyicie anlaşilmişti. Yeniçeri isyanına karşı hazırlıklara başlanıldı. Boğazlardaki sekban askerinin anında İstanbul&#8217;a nakli için tedbir alındı, medrese öğrencileri ile halk yeniçerilere karşı kazanıldı. III. Selim&#8217;in tahttan indirilmesinde yeniçerilere yardım eden topçu, humbaracı ve tersane ocaklarının padişahın yanında yer alması sağlandı.</p>
<p>7 – Yeniçeri Ocağı nasıl kapatıldı?</p>
<p>Yeniçeriler son nasihatları da dinlemeyip talimli askerliğe sebep olanların kelesini isteyince, ipler tamamen koptu. 15 Haziran 1826 tarihindeki bu son isyan üzerine, kılıcını kuşanan II. Mahmud, ulemadan isyan eden yeniçerilerin katli için fetva aldı ve Sancak-i Şerifi çıkarttı. Tellallar çıkartılarak herkesin Sultanahmet Meydanı&#8217;nda Peygamber sancağı altında toplanması için çağrı yapıldı. Saraydaki cephanelikten silahlar çıkarılarak ahaliye dağıtıldı. Meydanda Ahıshahı Ahmed Efendi herkesi ağlatan bir konuşma yaparak padişah taraftarlarına moral verdi. Asker ve ahali gülbank ve tekbirlerle birkaç kol halinde yeniçeri kışlalarına doğru harekete geçip Et Meydan ı&#8217;ndaki yeniçerileri kuşatır. Son kez teslim ol çağrısını da kabul etmemeleri üzerine, yeniçerilerilerin üzerine top atışlarına başlanıp Et Meydanı&#8217;nın kapıları kırılmış ve beş saat süren mücadelenin sonunda 10 bine yakın yeniçeri öldürülmüştür. Öldürülen yeniçerilerin bir kısmının sünnetsiz, bir kısmının da göğüslerinde haç işaretinin bulunması, onlara karşı öfkeyi ve şiddeti arttırmıştır. Sağ olarak ele geçenler ise kısa bir sorgunun ardından idam edilmişlerdir. Daha önce yeniçerilerin düşman gördükleri kişileri astıkları Vakvak ağacının altı, yeniçeri cesetleriyle dolmuştur. Kaçan yeniçeriler şehrin kapıları kapatılıp, her yerde aranmıştır. Takibat sonucunda yakalanan 20 binden fazla yeniçeri sürgüne gönderilmiş, toplanma mekânları olan yüzlerce kahvehane yerle bir edilmiştir. Yeniçerilikle ilgili her türlü hatıranın silinmesi için çaba gösterilmiştir. İstanbul&#8217;da bulunan yeniçeri mezartaşlarının hemen hemen tamamı yok edilmiş, yeniçerilere ait evrak ve defterler  yakılmıştır. Yeniçerilerin kışlaları da yıkılıp yok edilmiştir.</p>
<p>8 – Yeniçeriliğin kaldırılmasının etkileri ne idi?</p>
<p><a href="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/yeniceri2.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-16" title="yeniçeri2" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/yeniceri2.jpg?w=215&#038;h=300" alt="" width="215" height="300" /></a>Devletin başına bela olan ve yeniliklere engel olan bir zümrenin ortadan kalkması olarak yorumlandığı için yeniçeriliğin kaldırılması devrin yazarları ve daha sonraki tarihçiler tarafından da &#8220;vaka-i hayriyye&#8221; diye adlandırılmıştır. Ancak bir kısım yazarlar ise bu hadiseden sonra ordunun hemen kurulamadığını ve ard arda gelen savaş ve iç isyanlarda Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun ağır mağlubiyetlere uğradığını belirterek &#8220;vaka-i şeriyye&#8221; diye nitelerler. Yeniçeriliğin kaldırılmasının tesirleri, sadece askeri sahada olmamış, bu kurum toplumla iç içe geçmiş olduğu için, birçok sahada kendini göstermiştir. Yeniçerilerin en büyük destekçisi olan ırgat, hammal ve kayıkçılar takibata uğramış ve çoğunluğu sürülmüştür. Türk hamalların yerini bu tarihten itibaren Ermeniler almıştır. Tulumbacı Ocağı kaldırıldığı ve yenisi de birkaç ay sonra kurulduğu için, bu süre zarfında yangınlara müdahale edilememiştir. Kahvehaneler kapandığından, buralarda yapılan berberlik işleri aksamış, bunun üzerine berber dükkânları açılmıştır. Yeniçerilerle bağlantılı diğer askeri teşkilatlar kaldırılmış ve onları hatırlatacak askeri tabirler de kullanılmamaya başlanmıştır. Örneğin, yeniçeri dönemi tabirlerinden olduğu için &#8216;bayrak&#8217; yerine &#8216;sancak&#8217; denilmiştir. Yeni kurulan askeri düzenin Avrupa tarzında olması Osmanlı ülkesinde Fransızcayı yaygınlaştırmıştır.</p>
<p>9 – Yeniçerilerin Bektaşilikle ilgisi nedir?</p>
<p>Bazı tarih kitapları Yeniçeri Ocağı&#8217;nın Hacı Bektaş-ı Veli&#8217;den dua alarak kurulduğunu iddia ederlerse de bunun aslı yoktur. Hacı Bektaş, Osmanlı Beyliği&#8217;nin kurulmasından önce, XIII. yüzyılın ikinci yarısında ölmüştür. Hacı Bektaş-ı Veli&#8217;yi gaziler aracılığıyla tanıyan Osmanlı sultanları, gaziler arasındaki güçlü kült sebebiyle ocağı ona bağlamışlardır. XIV. yüzyılın ikinci yarısında Yeniçeri Ocağı kendisini Hacı Bektaş geleneğine bağlamış, XV. Yüzyılda ise ocak, tarikatle resmen birleşmiştir. Yeniçeri Ocağı&#8217;nda Hacı Bektaş-ı Veli Zaviyesı&#8217;ni temsil eden bir babanın bulunması, ocakla Bektaşi tarikatı arasındaki bağın devamlı olarak sürmesine sebep oldu. Yeniçerilerin Bektaşilikleilgileri nedeniyle ocaklarına, &#8216;Ocağ-ı Bektaşiyan&#8217;, kendilerine ise &#8216;Taife-i Bektaşiye&#8217;, &#8216;Zümre-ı Bektaşiyan&#8217;, ocaktaki terfi silsilesine de &#8216;Silsile-i Tariki Bektaşiyan&#8217; da denilirdi. Yeniçeri Ocağı&#8217;nın kaldırılmasından en fazla etkilenen topluluk, ilişkilerinden dolayı, Bektaşilerdir. Bazı bektaşı babaları idam edilmiş, hemen hemen bütün Bektaşi tekkeleri kapatılmış; türbeleri hariç binaları yıktırılmışya da başka tarikatlara verilmiştir. Bektaşi kitapları yaktırılmış ve Hacı Bektaş şeyhi de Amasya&#8217;ya sürülmüştür. Birçok bektaşi de yerlerinden alınıp ülkenin başka kesimlerine gönderilmişlerdir. Bektaşi olmayan birçok kişi de aynı muameleye maruz kalmıştır.</p>
<p>10 – Yeniçerilerin imparatorluğa katkısı ne idi?</p>
<p>Yeniçerilerin Osmanlı İmparatorluğu&#8217;na en büyük katkısı, Türk aristokrasisinin gücünün kırılıp merkezi idarenin kurulmasına vesile teşkil etmiş olmalarıdır. Daha önceki Türk devletlerinde, bu çapta merkezi bir askeri teşkilat kurulamadığı için aşiretler ve nüfuz sahibi olmuş komutanlar, taht kavgalarına ve devletlerin bölünüp yok olmasına neden oluyorlardı. Merkez güçlendirilemediği için Osmanlı&#8217;dan önceki birçok Türk devleti devamlı olamamış, kısa sürede parçalanmıştır. Yeniçerilerin sayıları XVI. Yüzyılın sonlarına kadar, 15 bini geçmemiştir. İmparatorluğun en iyi</p>
<p>eğitimli askeri gücü olmalarına rağmen sayılarının az olması sebebiyle Osmanlı zaferlerinde oynadıkları rol sınırlı olmuştur. İddia edildiği gibi, XVI. Yüzyılın sonlarına kadar kazanılan büyük zaferler, tamamen yeniçeriler sayesinde kazanılmış değildir. Bu dönemde Osmanlı İmparatorluğunun en büyük askeri gücü, sayıları 80 bine kadar çıkan timarlı sipahilerdir. Kazanılan askeri başarılarda timarlı sipahilerin katkıları, yeniçerilerden daha fazladır.</p>
<p><em>• Mücteba İlgürel, &#8220;Yeniçeriler&#8221;, İslâm Ansiklopedisi, XIII, s. 385-395</em></p>
<p><em>• Ab dul kadirÖzcan, &#8220;Devşirme&#8221;, TDV İslâm Ansiklopedisi, IX, s. 254-257</em></p>
<p><em>• Yavuz Ercan, &#8220;Devşirme Sorunu, Devşirmenin Anadolu ve Balkanlardaki Etkisi&#8221;, Belleten, sayı198 (Ankara 1986), s. 679-722</em></p>
<p><em>• Nohoum Weismann, &#8220;Yeniçeriler&#8221;, çev. Eriman Topbaş, Türk Dünyası Tarih Dergisi, sayı: 79- 82, İstanbul 1993</em></p>
<p><em>• Mehmet Ali Beyhan, &#8220;Yeniçeri Ocağının Kaldırılışı Üzerine Bazı Düşünceler- Vak&#8217;ayı Hayriyye-&#8221;, Osmanlı, VII(Ankara 1999), s. 258-272</em></p>
<p><em>• Hamiyet Sezer, &#8220;Yeniçeri Ocağının Kaldırılışının Taşraya Yansıması (1826-1827)&#8221;, Tarih Araştırmaları Dergisi, sayı: 30 (Ankara 1998), s. 215-238</em></p>
<p><em>• İ. Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti Teşkilatından Kapıkulu Ocakları, I-II- Ankara 1984.</em></p>
</div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/populertarih.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/populertarih.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/populertarih.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/populertarih.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/populertarih.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/populertarih.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/populertarih.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/populertarih.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/populertarih.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/populertarih.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/populertarih.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/populertarih.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/populertarih.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/populertarih.wordpress.com/14/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=populertarih.wordpress.com&amp;blog=8113733&amp;post=14&amp;subd=populertarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://populertarih.wordpress.com/2010/06/19/10-soruda-yeniceriler-yazi-dizisi-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f54e041850472eeb2843637ea619d5ce?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">okans</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://okans.files.wordpress.com/2010/06/rs7032429487167321.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">rs703242948716732</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/yeniceri.jpg?w=202" medium="image">
			<media:title type="html">yeniçeri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2010/06/yeniceri2.jpg?w=215" medium="image">
			<media:title type="html">yeniçeri2</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>ATEŞKESE UZANAN YOLUN BAŞINDA&#8230;</title>
		<link>http://populertarih.wordpress.com/2009/06/10/ateskese-uzanan-yolun-basinda/</link>
		<comments>http://populertarih.wordpress.com/2009/06/10/ateskese-uzanan-yolun-basinda/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2009 16:49:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>okans</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Bouillon]]></category>
		<category><![CDATA[Franklin]]></category>
		<category><![CDATA[Franklin Bouillon]]></category>
		<category><![CDATA[Mudanya Ateşkes Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Mudanya Ateşkes Antlaşması Ödev]]></category>
		<category><![CDATA[Mudanya Mütarekesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mudanya Mütarekesi Nasıl İmzalandı]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Franklin Bouillon görüşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[popüler tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye-İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye-İngiltere Savaşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://populertarih.wordpress.com/?p=7</guid>
		<description><![CDATA[Mustafa Kemal-Franklin Bouillon görüşmesi Milli Mücadele yıllarında Fransa ile yapılan barışa, Fransız siyaset adamı Franklin Bouillon&#8217;un büyük katkısı oldu. Bouillon, Büyük Taarruz&#8217;un sonrasında Türklerle İngilizlerin Çanakkale ve Trakya&#8217;da yeniden çarpışmasını önlediği gibi, Mudanya Mütarekesi&#8217;nin de başlamasını sağladı. Büyük Taarruz&#8217;un başarıyla tamamlanmasından birkaç gün sonra, Türk Ordusu İzmir&#8217;e girdi.Artık denize doğru kovalanan Yunanlılar, düşman güçler olmaktan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=populertarih.wordpress.com&amp;blog=8113733&amp;post=7&amp;subd=populertarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Mustafa Kemal-Franklin Bouillon görüşmesi</em></p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-9" title="popüler" src="http://populertarih.files.wordpress.com/2009/06/populer2.jpg?w=200&#038;h=242" alt="popüler" width="200" height="242" />Milli Mücadele yıllarında Fransa ile yapılan barışa, Fransız siyaset adamı Franklin Bouillon&#8217;un büyük katkısı oldu.<br />
Bouillon, Büyük Taarruz&#8217;un sonrasında Türklerle İngilizlerin Çanakkale ve Trakya&#8217;da yeniden çarpışmasını önlediği gibi,<br />
Mudanya Mütarekesi&#8217;nin de başlamasını sağladı.</strong></p>
<p>Büyük Taarruz&#8217;un başarıyla tamamlanmasından birkaç gün sonra, Türk Ordusu İzmir&#8217;e girdi.Artık denize doğru kovalanan Yunanlılar, düşman güçler olmaktan çıkarılmıştı.<br />
Ancak Çanakkale Boğazı&#8217;nın iki yakasında Mondros Mütarekesi sonrası oluşturulan tarafsız bölgedeki İngiliz Kuvvetleri,<br />
olası bir saldırıya karşı hazırlık yapıyordu. İngiliz Kuvvetleri&#8217;nin komutanı General Harrington, tarafsız bölgeyi hızla silahlandırıyor; Ajax zırhlısı ilk takviye birliklerini Çanakkale&#8217;de karaya çıkartıyordu.</p>
<p>Tam bu sırada Fransızlar, Türklerle savaşmayacaklarını açıkladılar. İngiltere&#8217;de ise halk, Türklerle yeniden karşı karşıya kalmaktan rahatsızdı. 21 Eylül 1922 günü İngiltere&#8217;nin en önemli gazetelerinden Daily Mail, Lloyd George hükümetini ağır şekilde eleştirerek, &#8216;Çanakkale&#8217;den çekiliniz&#8217; manşetiyle çıktı. Aynı gün İngiliz İşçi Federasyonu (Trades Union Congress) yetkilileri, eğer savaş olursa, genel greve gideceklerini açıkladılar. Anlaşılan İngilizler daha yedi yıl önce, 1915&#8242;te Çanakkale&#8217;de on binlerce insanın ölümüne yol açan savaşı unutmamışlardı.</p>
<p>Marmara&#8217;nın doğu bölümünde ise Türk askeri sahile yaklaşmış, İstanbul kapılarına dayanmıştı.</p>
<p>Böylesine kritik bir ortamda Fransa&#8217;nın en ünlü siyaset adamlarından Franklin Bouıllon, bir Fransız savaş gemisiyle İzmir&#8217;e geldi ve kentin kurtuluşundan itibaren gelişmeleri burada takipitibaren gelişmeleri burada takip eden Mustafa Kemal Paşa&#8217;yla 28 Eylül&#8217;de görüştü. Bu görüşmede Başbakan Rauf Bey ve Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey de hazır bulundular. Görüşmenin başında, Bouillon&#8217;un Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya yaptığı müracaatın TBMM hükümetine yapılmış gibi kabul edileceği kararlaştırıldı ve müzakerelere öyle başlandı.Çünkü Bouillon da İzmir&#8217;e gelişinin, İtalya ve İngiltere<br />
hükümetlerinin onaylarıyla olduğunu söylemişti.</p>
<p>Görüşmelerde Franklin Bouillon, kuvvete başvurulmaması ve tarafsız bölgenin geçilmemesi durumunda, Türk tarafının isteklerinin barış konferansında kabul edileceği yönünde güvence verdi. Mustafa Kemal Paşa, Fransa ile yapılan barış anlaşması döneminden itibaren yakın ilişki içinde bulunduğu Bouillon&#8217;un sözünü kabul etti ve müttefiklerin<br />
23 Eylül tarihli notası 29 Eylül&#8217;de yanıtlandı:</p>
<p>&#8220;Mösyö Franklin Bouillon&#8217;un İtilaf devletleri namına verdiği teminata ve adilane sulhun kısa sürede tesisi için derhal<br />
müzakerelere başlanacağına itimat ederek askeri harekat durdurulmuştur.&#8221;</p>
<p>Ve bu görüşmenin sağladığı ortamda, 3 Ekim 1922&#8242;de Mudanya&#8217;da başlayan müzakereler 11 Ekim sabahı tamamlandı ve<br />
mütareke imzalandı.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/populertarih.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/populertarih.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/populertarih.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/populertarih.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/populertarih.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/populertarih.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/populertarih.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/populertarih.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/populertarih.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/populertarih.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/populertarih.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/populertarih.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/populertarih.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/populertarih.wordpress.com/7/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=populertarih.wordpress.com&amp;blog=8113733&amp;post=7&amp;subd=populertarih&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://populertarih.wordpress.com/2009/06/10/ateskese-uzanan-yolun-basinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f54e041850472eeb2843637ea619d5ce?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">okans</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://populertarih.files.wordpress.com/2009/06/populer2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">popüler</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
